Seval Tunç Evyakan

Yeryüzünde kırgın bir çocuk kalmayana dek yazacağım.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şeyi sevemez. Hiçbir şey yapamayan, hiçbir şey anlatamaz. Hiçbir şey anlamayan, değersizdir. Oysa anlayan kişi aynı zamanda sever, farkına varır, görür. … Bir şeyin aslında ne kadar bilgi varsa, sevgi de o kadar büyük olur. … Tüm yemişlerin böğürtlenlerle aynı zamanda olgunlaştığını düşleyen kişi, üzümlere ilişkin bir şey bilmiyor demektir.”
“Hatırlamak istemiyorum da ondan,” diye cevap verdi. “Bunu yapsam, geleceğin gelmesini önlediğimi, geçmişi ezdirdiğimi sanabilirdim. Ben, yaşadığım her yeni saati dünü tamamen unutarak yaratırım. Mutlu olmuş olmak hiçbir zaman yetmez bana. Ölmüş şeylere inanmam, artık var olmamayı da hiçbir zaman var olmamış olmakla bir görürüm.”
“Eve kadar nefessiz koştum. Arka odaya geçip poşeti yatağın üstüne döktüm… Aaa ayı başlığı… Bir de ayı postu niyetine tulum, kuyruğu kürkten yapılmış. Allahım ya sen ne biçim Allahsın? Prenses olmak isteyen çocuğa ayı postu verdin. Senden Allah mallah olmaz be! Allah belanı versin… Ağlamıyorum da sanki ayı homurdanması sesi çıkarıp tepiniyorum. Bir de gözümdeki tuzlu su, sümüğüme karışıyor. Ayılar ağlamaz!”
Sayfa 32 - Doğan kitap·Kitabı okudu
Oysa eskiden sevgiyle bakardım elmalara ve orada yüzünü görürdüm
Sayfa 10 - Gendaş kültür·Kitabı okudu