İnsanın etrafında, onu çevresinin bakışlarından ve yargılarından koruyan bir sis bulutu vardır. Bu, insanın sosyal bağışıklığıdır. Sevilen insanın yaptıklarını çekici ve ilginç kılan, onun sıradan davranışlarını dahi tahammül edilebilir yapan şey, bu sisin yarattığı kısmi belirsizliktir. Karşıdaki insanı parça parça gösteren sis, eksik yerleri hayal gücünün cömert tahminlerine terk ederek onu etten, kemikten yapılmış bir insan varlığının ötesinde bir irtifaya yerleştirir. işte o sis bulutu bir kez delinmeye görsün hiçbir dikiş, hiçbir usta terzi yaması onu tamir edemez. Yakınındaki kişi, ne kadar nitelikli ve üstün olursa olsun bir kez onu bütünüyle algıladığında, o varlığı tamamlamak, varlığının sınırlarını tahmin etmek için artık hayal gücüne gerek kalmamıştır. Hayal gücünün karşındakine yaptığı torpil, varlığı abartma gücü, artık işlev görmemektedir. işte yakınındaki varlıkta, bir zamanlar yanıp tutuştuğun, her sıradan hareketinde kutsal bir takım ayrıntılar keşfettiğin insanda, hayal gücünün çeldirici etkisinden, sisin yanıltıcılığından uzakta, salt olduğu gibi görünen varlıkta, ilginç bulunabilecek fazla bir şey kalmamıştır artık.