Rıdvan Altın

Rıdvan Altın
@Turkokuru
Nihilizme Dair Muhteşem Bir Öykü
Puan vermedi·447 syf.··
2023 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2023 21:53
Bilmiyorum. Bence aşırı önemli bir kitap olmasına rağmen gözlerden kaçıyor. Bu kitabın içindeki "IŞIKLAR" adlı öykünün tek başına basılması gerektiğini düşünüyorum. Okuduğum en iyi öykü olabilir. En iyi Nihilizm ve Varoluşçuluk öyküsü olabilir. Gerçekten çok iyiydi. Spoiler vermeden sizi meraklandıracağım. Öyküde bir mühendis bir de öğrenci var, hikayeyi anlatan ise doktor ama o önemli değil. Kitaptaki öğrenci bir Nihilist; her şeyin sonu hiçlik, her şey boş ve değersiz, dünyanın bir anlamı yok, yaşamanın bir anlamı yok düşüncesini besliyor. Mühendis ise gençken kendisinin de aynı felsefi görüşü savunduğunu ama bunun kendisine kötülükten başka bir şey getirmediğinden yakınıyor. Ve bunu söylerken günümüzün çok bilmiş adamları gibi karşısındakini aşağılayıp ezmeyi de unutmuyor. Böylelikle okuyucu da tıpkı öğrenci gibi ona gıcık oluyor. Yine de Mühendisin kendisine ait düşüncelerini merak ediyorsunuz ve o da Nihilizm felsefesine neden karşı olduğunu, gençliğinde başına gelen bir olayı anlatarak okuyucuyu aydınlığa kavuşturuyor. Öykü gerçekten muhteşemdi. "Nihilist ya da Varoluşçu olmalı mıyız?" sorusuna değil, "Nihilist ve Varoluşçu olabilir miyiz?" sorusuna cevap aranıyor hikayede. Zaten sormamız gereken ilk soru bu değil mi? Sorulması gereken en önemli soru bu değil mi? Kitaptaki 168. sayfa tekrar tekrar okunmalı. Çehov günümüzden ve bizden bahsediyor. Bu felsefi görüşü besleyen herkesin çok büyük bir hata yaptığından ve bunun bir hastalık olduğundan yakınıyor. Kitabı okurken öğrenci karakterinin umursamaz tavırları gençlerin kibrini gösteriyor; nihilizm felsefesinden çok emin olan bizi. Mühendis ya da Doktor karakteri Çehov'u. Öyküdeki Azorka (köpek) ise Nihilizm felsefesinin artık tamamen ele geçirdiği insanları temsil ediyor. Hayatın boş ve anlamsız olduğunun
Edebiyat
Kunduracı ile İblisAnton Çehov · İletişim Yayınları · 2021214 okunma
Reklam
9/10
·136 syf.··
2023 15. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mart 2023 23:46
Suçu resmederken kullandığım fırça darbeleri seni rahatsız edip canını sıkarsa, bil ki kurtuluşun yakındır; zira en başından beri ulaşmayı amaçladığım hedef budur. Ancak burada betimlenen gerçek seni gücendirip yazarına lanet etmene yol açarsa... bil ki, zavallı okur, burada karşılaştığın, asla iflah olmayacak kendi benliğindir. Diyor ve onu okurken kendisini sertçe eleştirecek olanları daha kitabın en başında uyarıyor yazar. Açıkçası sadizmin kurucusu Marquis de Sade'ı okumak sürükleyiciydi. Sade ile Sodom’un 120 Günü adlı kitabıyla tanışmıştım. Filmini izlemeden önce kitabını okumak istemiştim. İkisini de bitirmiştim ama Sade'ın kendine ait ahlak öğretisi (felsefesi) yarım kalmıştı. Açıkçası bu kitapta da tamamlanmış değil. Hatta işler daha da karıştı demeliyim. Yazarın bu kitabını okumadan önce Sade: Ahlakı ve dini öğretileri umursamadan en iyinin zevk ve acı olduğunu savunan yani hedonist biriydi. Bu kitabını okumamla birlikte onun bir filozof olduğunu daha iyi anladım. Kitabın ilk hikayesinde dindar karakterlerin ahlak üzerine söyleyişleri kafamı karıştırdı çünkü o birbirinden temiz ve güzel cümlelerde Sade'ın kaleminden çıkmıştı. Yazar çocukluğunu amcasının yanında kilisede geçirmiş olduğundan sadizmin diğer tarafından da konuya oldukça hakim biri. İlk hikayede gereğinden fazla tesadüf vardı, fakat sonsuz uzayda iki taşın birbiriyle çarpışması gibi hayatta her şey tesadüftür. Sade'ı okumak dinlendirici bir okuyuş değil. Hayır, kesinlikle kolay kolay kimseye tavsiye etmeyeceğim bir kitap. Bazı kitaplar derin olur, okumaya başlar başlamaz anlarsınız bunu. Aşkın Suçları öyleydi. Marquis de Sade tabularınıza bütün gücüyle saldıracak... Keyifli okumalar.
Edebiyat
Aşkın SuçlarıMarquis de Sade · Can Yayınları · 20211,706 okunma
Bana Hiçbir Zaman Saygı Duymadınız!
9/10
·904 syf.··
2023 13. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2023 19:43
Ecinniler kalınlığıyla göz korkutan fakat kolay okunan muhteşem bir kitaptı. Kitabı okumaya başlar başlamaz birbirini kovalayan cümlelerin peşinde farkında olmadan sizi bir yolculuğa çıkarıyor. Mazlum BEYHAN ise harika bir çevirmen. Kitabın konusu yazarın hayatıyla özdeşlik gösteriyor. Her ne kadar Dostoyevski bu romanı gazete kupürlerinden yazmış olsa da bir zamanlar sosyalist fikirlerle içine dahil olduğu petraşevski grubundan sonra başına gelenlerden olabildiğince çok izler taşıyor. Rus yönetimini ve düzenini değiştirmeye çalışan bir grup idealistin kurmuş olduğu örgütün bir kasabadaki doğal yaşamı entrikalarla, kumpaslarla, yalanlarla, ve fitnelerle nasıl sarsıcı derecede değiştirdiklerini konu alıyor. Kitap olabildiğince zengin metaforlarla dolu. Neredeyse her karakter kendine özgü bam başka olguları, fikirleri ve idealleri temsil ediyor. Böylelikle karakterler arasındaki diyalogları nefessiz okuyorsunuz. Teizm ile ateizm çatışmasını, sosyalizm ile liberalizm savaşını, nihilizm ile varoluşçuluk anlayışını yazar çok güzel bir şekilde anlatıyor. Her karakter kendi ideolojisini güçlü bir şekilde savunuyor ve açıklık getiriyor. Bununla birlikte yazar, bir ideolojiye aşırı (körü körüne) tutunmanın getireceği felaketi ve bununla birlikte cehaleti de çok güzel bir şekilde gözler önüne serip eleştiriyor. Stefan Zweig ın yazmış olduğu Üç Büyük Usta adlı "Dostoyevski" biyografisinde okumuştum. Dostoyevski Ecinniler kitabını yazdığı bir esnada sara krizi geçirir ve yere düşer. Dakikalar sonra ayıldığında kitapla ilgili hiçbir şey hatırlamadığını dehşetle fark eder. Ne bir karakter, ne bir olay, ne bir cümle... Düşünün! Önünüzde belki beş yüz sayfalık bir roman. Gökten indirilip önünüze konulmuş gibi... En baştan okumanız ve önceki sonu hatırlamadığınız için artık yeni bir son
Edebiyat
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
Her İnsan Kendi Erdemlerinin Yargıcıdır
9/10
·268 syf.··
2025 11. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 11:37
William Faulkner'ın okumuş olduğum ilk kitabı. Bununla birlikte, bana yazarın diğer bütün kitaplarını da okuma kararı aldıran eseri. Zor bir eser olduğu için romanı çözmeye çalışmak dedektifmişim gibi hissettirdi. İsim hafızam çok kötü olduğu için her kitabı disiplinli bir şekilde okumaya çalışırım. Yani elime kağıt kalem alıp romanda geçen isimleri yazar ve yanlarına kim olduklarını not ederim. Romanın ortalarına kadar yazdığım isimlerin yarısının yanına bir şey yazamadım. Kitabı bitirene kadar isimlerin yanları da dolmaya başladı. Bu yüzden roman çok güzeldi: Ben romanı yavaş yavaş çözerken Compson ailesi de yavaş yavaş çözülüyor ve parçalanıyordu. Roman dört bölümden oluşuyor; dört farklı tarih. İlk bölüm 7 Nisan 1928 yılında geçiyor. İlk başta her şey normal giderken ansızın mekanın, durumun, olayların değişmesiyle birinci tekil anlatıcının (Benjy) gerçekten 7 nisanı mı anlattığını sorgulayıp durdum. Bu kadar şeyi aynı gün yaşamış olamaz diyordum. Ardından Benjy'nin engelli bir birey olduğunu öğrenince tekrar başa aldım ve daha yavaş okumaya başladım. Bence kitabın en zorlu bölümü ikinci bölümdü. Bu bölümde Quentin adlı karakterin ağzından on sekiz yıl geriye gidiyoruz. Bol bol bilinç akışı tekniğine yer verilmiş. Bilinç akışı tekniği kullanılan metinleri okumayı çok severim ama yazar bilinç akışı tekniğinden bir anda normal anlatıma dönüyor ve ardından tekrar bilinç akışı tekniğiyle yazmaya başlıyor. Böylece Quentin'in iç sesini ayrı bir zaman çizelgesi izler gibi duyuyoruz. Quentin engelli olmasa bile bozuk bir psikolojiye sahip olduğunu paragrafları başa alıp okurken anlıyorsunuz. Kitabın 3. ve 4. bölümleri ise okunması en kolay bölümler. Kitabın sonunda ise William Faulkner'ın karekterleri teker teker tanıttığı ve gelecekleri hakkında bilgi verip kafamızdaki
Edebiyat
Ses ve ÖfkeWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 20263,117 okunma