Zaten hayat dediğimiz bu kapalı dairenin asıl mucizesi, bu alışmak değil midir? "En sevdiğimiz mahlukları bile kaybetmeye alışmıyor muyuz? Günlerce, aylarca, senelerce görmemeye, mutlak, kat'i bir gurbet içinde yaşamaya alışmıyor muyuz? Bana gelince, kaybettiğim şeyi, yani kendimi hiçbir zaman sevmedim..."
Büyüklük arzusunu, tatmin edilmemiş azamet duygularını bir yığın küçük şeylerle doyuran ve bu yüzden mesut olanlara hayatta ne kadar çok tesadüf ederiz.
Sadık bir gölge ısrarıyla peşini kovaladığım bu hayatta, insanları alakadar edecek büyük, fevkalade vakalar, muazzam zaferler, neticesi nesillere yadigar kalacak tecrübeler yoktur.