...
Bektaş mayıs böceği kadar yalnızdı,
Esaretinde , hürriyetinde , sevdasında ,
Üç yaşında da yalnızdı , on beşte de , seksende de ,
Yağmurların altında , bulakların kenarında .
Türküsünde , koşmasında , şarkısında ,
Tamamda da noksanda da ,
Papatya gibi yalnızdı , kuşyemi gibi yalnızdı .
......
Iğneden ipliğe işte Bektaş , yapayalağuzdu ...
...
Bir ışık oyunu var tavanda .
Gölgeler seslerle birleşiyor
Ve bir karga beynimi deşiyor
Azaplar kemirdiğim bu anda
Kardeşini öldürüyor Kabil ,
Içimde bir yalnızlık duygusu ;
Ölüm kadar uzun yaz uykusu,
Sıkıntı ile geçilen sahil
...
...
Karanlık göklerde aysın ,
Kurak ovalarda çaysın ,
Bir tek inandığım şeysin
Uzattım sana elimi ...
Düşmanlar gülüp sevinsin ,
Dostlar arkasını dönsün...
Benim güvendiğim sensin ,
Kırmazsın benim gönlümü...
Bir gün şu damlardan çıksam ,
Gelip önüne diz çöksem ...
Ağlayıp içimi döksem ...
Anlatsam sana halimi ...
Eller araya girdiler ,
Türlü fesatlar kurdular ,
Sevdamızı çok gördüler
Seni benden ayırdılar .
Eridim , tükendim gamda ;
Insaf yok benî âdemde ,
En fazla sevdiğim demde
Seni benden ayırdılar .
Gezilmez diyarlar gezdim ,
Yazılmaz koşmalar yazdım ;
Ben sensiz yaşıyamazdım ,
Seni benden ayırdılar .
Şaşırdım aşka düştükçe ,
Yere vuruldum coştukça ;
Doğrulup sana koştukça
Seni benden ayırdılar .
Kurbanı oldum bir hiçin ,
Görmem yüzünü sevincin...
Niçin güzel yârim , niçin
Seni benden ayırdılar ?