Kısa bir kitabın hızlıca okunacağına dair yaygın kanaatin her zaman doğru olmadığını bu kitapla bir kez daha anladım. Yüz sayfalık bir metnin içine gizem, gerilim, bilim kurgu, korku ve dram duygularını sığdırabilmişse, elbette onun yavaş ve sindire sindire okunması son derece doğal.
Okurken oldukça gerildim; betimlemeler hem son derece ustalıkla yapılmış, hem de kararında kullanılmıştı. Yine de hikâyenin yalnızca bu kadarla kalıp kalmaması gerektiğine karar veremedim. Elbette bir yazar, eserinin uzunluğunu kendi sanatsal ustalığıyla belirler; fakat sanırım burada beklentiye girerek hatayı asıl yapan bendim.
Öyle anlıyorum ki bazı hikâyeler tam da yazarın istediği yerde biter; kimi zaman devam etmesi gerektiğini düşünen ise yalnızca okurun gönlüdür.