Spoiler!!!
Gecenin bu saatine kadar okumaya devam ettiğim bir kitap, Haziran ayında ikinci bir kitap daha “okudum” diyebilmem için iyi bir fırsat oldu. Zaten Haziran bitmeden kitap listeme bir kayıt daha eklemek istiyordum. Kitap oldukça akıcı ve güzel okunuyor. İçerisindeki öz Türkçe, asıl Türkçe kelimeler, kitaba ayrı bir ağırlık ve şiirsel bir doku katıyor; âdeta bir sanat eseri gibi.
Yine de bana biraz genç kız edebiyatını anımsattı. Çünkü sanki daha fazlası yapılabilirmiş gibi hissettirdi. Yazar, ilişkileri çok ön planda tutmuş. İlk yarısı neredeyse mükemmeldi diyebilirim; nefesimi tutarak okudum o bölümleri. Ancak son yarısı biraz tahmin edilebilir geldi bana. Tam aklımdan bir şey geçiyor, birkaç sayfa sonra gerçekten oluyor. Yani sürpriz unsuru biraz azalmıştı sonlara doğru.
Hikâyenin geçtiği evren ise bambaşka bir güzellikte. Afganistan’ı, Filistin’i, Rusya’nın yaptıklarını, Amerika’nın ya da İsrail’in politikalarını adeta hissediyorsunuz. Sanki birebir şahit oluyormuşsunuz gibi. Yazarın daha önce okuduğum diğer kitabındaki evren de çok zekice ve yüksek bir hayal gücüyle kurgulanmıştı. O kitabın büyük kısmını okumuştum ve çok beğenmiştim. Fakat orada da ilişkiler biraz abartılı gelmişti bana. Özellikle kadın karakterin fazlasıyla pasif olması nedeniyle o hikâyeyi yarıda bırakmıştım. Belki yeniden döner okurum, bilemiyorum.
Bu kitapta da benzer bir durum vardı. Hikâyenin sonunda karakterler çok büyük işler başarıyorlar, evet. Ama anlatıcı olan kadın karakter, bana biraz pasif kalmış gibi geldi. Belki üçüncü tekil şahıs anlatımıyla yazılsaydı, yani arada karşı tarafın bakış açısına da geçilseydi nasıl olurdu diye düşündüm. Farklı bir kurgu tekniğiyle, olay örgüsünde bir “yükseliş” ve ardından daha net bir sonuca varış daha güçlü işlenebilirdi. Her kitabın ya