Söz ile ben hasteye bin kez müdâvâ eyledün
İtmedün ey Îsî-i şekker-leb ammâ bir yana
(Ey şeker dudaklı İsa! Sözlerinle bana bin kere ilaç verdin ama gerçek bir tedavi yapmadın)
Not: Sevgilinin dudakları İsa peygambere benzetilir. Çünkü Hz. İsa'nın, nefesiyle hastaları iyileştirdiğine inanılır. Ancak sevgilinin sözleri âşığın derdini tamamen gidermez.
Hoş olur sohbet-i mey gicede mehtâb olıcak
Nûr saç meclise gel kim dimişüz mâh sana
(Gece mehtap olduğunda içki meclisinin sohbeti güzel olur. Gel de meclise ışık saç; çünkü sana "Ay" demişiz.)
Gide mi ey seng-dil zülfün hayali sineden
Çün bilürsin muhkem olur kâfir itdügi binâ
(Ey taş kalpli sevgili! Senin saçının hayali gönlümden gider mi? Bilirsin ki kafirin yaptığı bina sağlam olur)
Mümkin midür ki sarıla bir sîm-ten bana
Ölem gidem meger ki sarıla kefen bana
Cevr ile sevdügümden ayırdı beni hasûd
Sevdüklerinde bulsun efendi iden bana
(Gümüş tenli [parlak ve beyaz tenli] bir sevgilinin bana sarılması mümkün müdür? (Asla değildir.) Ben ancak ölüp gittiğimde, bana sarılsa sarılsa bir tek kefen sarılır.)
(Kıskanç kişi [rakip], eziyet ve oyunlarıyla beni sevdiğimden ayırdı. Ey efendim! Bana bunu reva gören kişi, [çektiğim bu acıyı] kendi sevdiklerinde bulsun o da aynı acıyı tatsın).
Gülşen'i ʿışkuñlnda âh ü nâle bülbüldür bana
Sinem üzre zahm-ı peykanun kızıl güldür bana
Dem-be-dem bülbül gibi ben zâr zâr ağlayayın
Sen ferâgat gülşeninde ʿâlem·i güldür bana
(Senin aşkının gül bahçesinde çektiğim ahlar ve inlemeler benim bülbülümdür. Göğsümün üzerindeki ok ucu yaraların ise benim için (açılmış) kıpkırmızı birer güldür.)
(Ben her an bülbül gibi inleyip acı acı ağlayayım (bu benim halimdir). Sen ise tasasızlık/huzur bahçesinde (keyfini sür), senin o halini görmek benim için bütün bir gül dünyası (en büyük saadet) demektir.)