…Çünkü hava kuvvetleri bana inanılmaz bir çalışma disiplini kazandırdı ve şunu öğretti: Verilen bir iş zamanında bitirilmezse beş para etmez. Hava kuvvetlerinde ilk öğretilen şey bir işin zamanında yerine getirilmesidir.
Biz bir gün Doğan Hocayla birlikte Paris'in en büyük kitapçısı olan Gibert Josephe gittik. O kitapçıda, ortada bulunan masalarda zaman zaman sergiler yapılrdı. O gün de yemek kitapları sergisi vardı. Doğan Hoca yemek kitaplarının hepsine baktı. Bana dönüp "Bak Celâl, bu kültürde birisi bir şeyi merak ediyor, onu inceliyor ve bazen ömrünü ona adıyor. Ondan sonra yeni şeyler gördüğünü veya bulduğunu farz ettiği zaman oturuyor bir kitap yazıyor. İşte bizde bu eksik," dedi. Çok haklıydı, beni çok etkilemişti bu sözleri.
İşin özünde bizim milletimiz demokrasiyi de yanlış anlıyor. Geçen gün gazetede okudum; Adanada bir vatandas bir gazimizin ayağına basiyor ve gazi ayağıma bastin diye uyarıyor. Adam, "Ne var yani demokrasi geldi!" diyor. İşte bizim milletimizin demokrasi anlayışı budur. Yani demokrasiyi, hödüklüğe serbestlik vermek olarak anlyorlar. Aslinda tabii demokrasi bu değildir; bunun adi ohlokrasidir.