Yeni bir insan doğduğunda, çocuğun dikkatini toplumsal rüyanın sayısız kurallarına odaklıyoruz ve bu kuralları onun zihnine empoze ediyoruz. Toplumsal rüya, nasıl rüya görmemiz gerektiğini öğrenmemiz için Anne, Baba, okul ve dinleri kullanıyor.
Doğayı yok etmenin kendisini yok etmek anlamına geldiğini biliyor.
“İlkellerin” doğaya gösterdiği saygıyı, Batı kültürü “tapınma” diyerek aşağılıyor; kendi “paraya tapınma” kültürlerinin ve yaşamı tek boyutlu algılamanın gerçek “ilkellik” olduğunun farkında bile olmadan.
Yusuf Kenan iline dönecek, bırakın matemi,
Ahırlar gül bahçesine dönecek, bırakın matemi.
Bir tufan patlayıp tüm canlıları boğmaya kalkışsa,
En güçlü kasırgayı bile aşacak
Nuh gibi bir kılavuzunuz var, bırakın matemi.