Zülfü Livaneli takip ettiğim, fırsat buldukça okuduğum bir yazar. Bu kitabını da diğer kitaplarını da severek okudum. Ama sanırım bu kitap biraz şanssız! Çünkü okumak için çekildiğim inzivada bu kitabı Martin Eden'dan sonra okumuş bulundum... Jack London'ın muhteşem klasiğinden sonra bu kitap bana o kadar sığ ve zevksiz geldi ki... Yazılmak için yazılmış. Bir konuyu alayım genel çereçeveleriyle anlatayım aynı şeyleri de tekrar edip durayım der gibi olmuş. Evet, kitap akıcı. Evet, bir oturuşta okudum. Ama bana hiçbir okuma zevki vermedi. Martin Eden'ı okurken kendimden geçip bir sözcükler okyanusunun içine dalmıştım ama bu kitap bana yalnızca sadece bir çay kaşığı su içinde yüzmek kadar sığ geldi... Üzgünüm. Belki de Zülfü Livaneli ismi beni beklentiye soktu. Sonuçta Türk edebiyatının çok okunan bir yazarı ve eserleri birçok dile çevriliyor. Bir Jack London'a bak bir Zülfü Livaneli'ye bak derler adama... Bir de üstadın Yaşar Kemal'e bak derler ama oraya hiç girmeyeceğim. Hayal kırıklığı.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma
Bir sevdiğinin mezarını ziyaret ettiğinde, ikilem içinde kalmaz mıydın? Acaba o burada mı, yoksa başka yerde mi? Buradaysa kötü, dilerim başka yerdedir. Ama burada değilse, ben burada ne yapıyorum? Bu çiçekler kimin için, onlar için mi, yoksa sadece bizim gözümüz için mi?"
Babasının sesi yankılanıyor kulaklarında: “İnsanın hayal hanesi, oğlum," demişti bir keresinde, "onun en saf umutlarını da en karanlık korkularını da bir araya getiren tuhaf bir diyar."