“Duygularınızın sizi ele geçirmesine izin vermediğiniz kadar insansınız! Öfke, nefret, kıskançlık,
hayal kırıklığı... Bu duyguların kontrolü ele geçirip hemen bir davranışa dönüşmesini
engelleyebiliyorsanız gelişirsiniz. Peki ya aşk, sevgi, ümit... Bunların da davranışa dönüşmemesi mi
gerekir. Evet, dönüşmemeli! Çünkü hissettiğimiz anda sevmek ya da kızmak, kafatasımızın içinde
bulunan ve şu ana kadar bilinen en gelişmiş şeye, beynimize hakarettir. Duyguları hormonlarımız
yaratır. Hormonlarımızı beynimizle filtrelemediğimiz sürece kafasının içinde değerli evrenler taşıyan
zavallı hayvanlarız.”
"Hiç aşık oldun mu?" diye sordu annem, babama.
"Olmuşumdur," dedi babam garip bir sesle.
"Kime?" diye sordu annem gülerek. Gülmüştü ama bunu öylesine soruyormuş izlenimi vermek için yaptığına emindim.
Ama babam sana demedi. Sustu. Sonra duyabildiğim tek şey televizyonun sesi oldu.