Uzaq Sahillərdə

Pek çok akademisyen, Çin'deki Ming hanedanının amirali Zheng He'nin seferlerinin, Avrupalıların keşiflerini gölgede bıraktığı konusunda hemfikirdir. 1405'le 1433 arasında, Zheng yedi devasa armada ile Çin'den Hint Okyanusu'nun uzak köşelerine kadar seferler gerçekleştirdi. Bu seferlerin en büyüğü, 300 gemi ve 30.000 mürettebattan oluşuyordu. Endonezya, Sri Lanka, Hindistan, Basra Körfezi, Kızıl Deniz ve Doğu Afrika'ya gittiler; Çin gemileri Hicaz bölgesinin ana limanı Cidde'de ve Kenya kıyısındaki Malindi'de demirledi. Kolomb'un 1492'deki filosu (120 denizcinin olduğu 3 küçük gemiden oluşuyordu) Zheng He'nin ejderhalarının yanında üç sivrisinek tanesi gibi kalırdı. Ancak aralarında önemli bir fark vardı. Zheng He okyanusları keşfederek Çin yanlısı yöneticilerle irtibat kurdu ama ziyaret ettiği ülkeleri fethetmeye veya kolonileştirmeye çalışmadı. Dahası, Zheng He'nin seferleri Çin politikasına ve kültürüne dayanmıyordu. 1430'larda Pekin'de yönetim değiştiğinde, yeni yöneticiler bu seferleri aniden durdurdular. Büyük filo dağıtıldı ve çok önemli teknik ve coğrafi bilgiler yok edildi, bir daha da bu imkanlara sahip hiçbir kaşif Çin limanlarından sefere koyulmadı. Sonraki yüzyıllarda Çinli yöneticiler, tıpkı daha önceki yüzyıllardaki yöneticiler gibi kendi ilgilerini ve hırslarını Orta Krallık'ın yakın çevrisine yoğunlaştırdı. Zheng He'nin seferleri, Avrupa'nın diğer bölgelere kıyasla teknolojik bir üstünlüğü olmadığını kanıtlıyor. Avrupalıları sıradışı yapan şey keşfetmek ve fethetmek konusundaki benzeri görülmemiş doyumsuz hırslarıydı. Aynı beceriye sahip olsalar da, Persler Madagaskar'ı veya İspanya'yı, Çinliler de Endonezya'yı veya Afrika'yı fethetmeye yeltenmemişlerdi. Çoğu Çinli yönetici burunlarının dibindeki Japonya'yı bile kendi haline bırakmıştı, bu da
Sayfa 288·Kitabı okudu
Uzaq Sahillərdə
Bunu bir yahudinin yazmış olması ne kadar ilginç. Irkçı seslenmek istemezdim ama yahudilerin yaptıkları arkalarında yapmadıkları önlerinde.
Reklam
Puan vermedi·768 syf.··
2019 3. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2019 21:59
Bir kişisel gelişim kitabının içinde geçmesi gereken en son kelime bile olmaması gereken bir tanım, bu kitap için isim olarak belirlenmiş: SAVAŞ Provakatif isimler kitapların satışlarını her zaman arttırmıştır. Ama iki tane kitap fazla satacağım diye, yaklaşık 800 sayfa boyunca, böylesine “sakat” stratejileri salık vermek, psikopat sayısını attırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Kitaba daha uygun bir isim vermek gerekse idi: PARONAYAK OLMANIN 33 YOLU olabilirdi mesela. Kabul,kitaba biraz haksızlık ettim. İtiraf ediyorum aslında bir çok yerde kitap paranoyakça davranmamamız konusunda bizi uyarıyor. Özetlersek şunu söylüyor: “Hayatında tanıdığın herkes ama herkes aslında senin düşmanın. Senden ve senin çıkarlarından daha önemli hiçbir şey yok. Düşmanlarını görmemen onların olmadığı anlamına gelmez. Hazırlıklı ol, tuzaklarını hazırla, kullanabildiğin tüm insanları kullan. Yoksa hiç beklemediğin anda onlar seni yenilgiye uğratabilirler. Tüm yaşamın boyunca bu düşünceler rehberin olsun. Bu arada tüm bunları yaparken de paranoyak olmamanı Cenabı Allahtan niyaz ettiğimizi de önemle vurgularız.” Ne dost, ne gardaş, ne ana , ne bacı, ne de yetim; Kitap boyunca tek söylediği “ vur ,kır, parçala; BU MAÇI KAZAN. Sanki kitabı başta Sun Tzu yazmış. Sonra kitapevinin atadığı diğer yazar Machiavelli, bakmış kitap sadece askerlere yazılmış. Ben buna birkaç ekleme yapayım da beynelmilel bir şekilde cukkayı götürelim diyerek, kitabın içine etmekle kalmamış mum da dikmiş. Allahtan kitaplara çok önem vermiyor, sadece “boş zamanlarımızda” canımız sıkılmasın diye okuyoruz. Böyle bir toplum olsak ve de bu kitaptakileri hayatımızda uygulamaya çalışsak; Hababam Sınıfı filmindeki şaban karakterinin, kendisi kızların ajanı olduğu halde, “aramızda ajanlar olabilir” diye diye
33 Stratejide SavaşRobert Greene · Altın Kitaplar · 2007306 okunma
Uzaq Sahillərdə
Hahaha, tam yerinde bir şarkıyla bitirmişsin, helal)
İstediğiniz her şeyi başardığınızda memnun olacağınızı sanıyorsunuz. Vali veya yüce bir aziz olmak isteyebilirsiniz ve bu amaca ulaştığınızda memnun olacağınızı sanıyorsu­nuz. Başka bir deyişle, kıskançlık yaparak memnuniyete ulaşmayı umuyorsunuz. Yanlış bir araçla doğru bir sonuca varmayı bekliyorsunuz. Memnuniyet tatmin olmak değildir. Memnuniyet çok yaşamsal bir şeydir; gerçekte olanın kav­ranmasını içeren bir yaratıcılık halidir. Gerçekte ne olduğunu­zu anbean, günbegün kavramaya başlarsanız bu kavrayıştan olağanüstü bir enginliğin, sınırsız bir idrakin doğduğunu gö­rürsünüz. Yani eğer açgözlüyseniz, önemli olan açgözlülüğü­nüzü kavramak ve açgözlü olmamaya çalışmamaktır, çünkü açgözlü olmamaya çalışmak isteği de açgözlülüğün bir türü­dür..
Uzaq Sahillərdə
Pffff :|
Göydəki o tənha ulduz, sanki məni andırır, Düşündükcə hicran odu ürəyimi yandırır. youtu.be/XxrNBuMxwrM
Müzik
Uzaq Sahillərdə
Çatmasa da Hostun Pəncərə treki də yaxşıdı..