Genç Aşure’nin acıları

Genç Aşure’nin acıları
@Vahsikelebek
"Hafıza denen şey evrenin kendisinden de muhteşemdir zîra o, artık hayatta olmayanlara da can verir."
İnsan ruhuna ait ne varsa pek yavaş yol alır.
10/10
·192 syf.·
2025 5. kitabı
Gülcan Özer kimdir? Psikiyatrist / Çift - Aile Terapisi 1990 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra 1998 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden Psikiyatri uzmanlığını almıştır. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda çalışmış, çeşitli klinik çalışmalara ve eğitimlere katılmıştır. Aşkta, evlilikte, ilişkilerde valizimizde getirdiklerimiz... "Okuyacaklarınız, âhir ömrüme yaklaşmış bir kadının biriktirdikleridir." Hikayeden alınan lezzet her yaşta farklı olabilir mi sahiden? Bu kitabı okuduğum 20'li yaşlarımda anlamaya çalıştığım kimi zaman anlamlandıramadığım süreçler 30'lu 40'lı 50'li yaşlarda değişebilir, değişmesi de kaçınılmazdır diye düşünüyorum. İnsan bir şeyi yaşamadan, onun hakkında yorum yapmakta acele etmeye meyilli bir varlıktır ve bu da belki onun yaratılışıdır, bilemem... Hikâye "Aşk" nedir sorusu ile başlıyor. Uzun bir sonsöz ile son buluyor. Ben sonda söyleyeceğimi baştan söylemeyi kendime düstur edinmiş biriyim. İnsanın kendini tanıması, kendi ile "ahbap" olması, ne istediğini ne istemediğini bilmesi, bilindik yerde kalması, açık denizlerde yolculuğa çıkamaması nelere bağlıdır? Hayat denen şu tiyatroda figüran mı olacağız yoksa hikayenin kahramanı olarak mı yer alacağız bu sorulara cevap arıyoruz, hep birlikte. Aşk öyle kendiliğinden gelişir, bir seçim, tercih değildir. Sevgi ise, büyütüp yeşertilen, emek verilen hem de zorlu bir süreçtir, kıymetlidir. Kimi sevebileceğimizi seçebiliriz diyor Gülcan hoca aslında. Ve fakat sevgi de acı gibi gelip geçicidir. Hayatta her şeyin olduğu gibi, bu farkındalığa ulaştığımızda da "temkinli sever" hale geliriz vurgusu var ki buna da tecrübe denir mi, bilemem? Evlilik; aşk irtifa kaybettiğinde, dozu düştüğünde yapılmalıdır. Çünkü "aşk"
Psikoloji
Herkes Kendi Hayatının KahramanıGülcan Özer · Doğan Kitap · 2016899 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·128 syf.·
2024 4. kitabı
Charlie Mackesy Çocuk, Köstebek, Tilki ve At İncelememe başlamadan önce uzun bir süre tereddüt ettim çünkü hayatta her şeyin olduğu gibi incelemelerin de "mükemmel olmak" zorunda olduğunu düşünürdüm. Bu sebeple, erteleme döngüsüne girmiştim. Döngüyü, kırmak güç oldu, ilhâm beklendiği anda gelmeyecekti ve ben ona gitmeye karar verdim. Hani bir şeyin doğrusunu bilirsin de, yapamazsın ya işte kitapta geçen bu cümle, zihnimde dönüp duran "mükemmel olmak zorunda değilsin, sadece başla," kavramını su yüzüne çıkardı. "En büyük yanılgı," dedi köstebek, "hayatın mükemmel olması gerektiğidir. "Devam edebilmemiz için hepimizin bir nedene ihtiyacı var, seninkisi ne?" diyor yazar, bu soruyu hayatımızın bir döneminde cevaplamak için çaba harcarız. Bazılarımız şanlısıdır ki ne istediklerini neye ihtiyaçları olduğunu bilirler. Bilmek yeter mi insana? Peki geri kalanımız? Bazen de bu soruyu kulak ardı etmek zihinde geçici bir rahatlama sağlar. Özellikle hayatın inişli çıkışlı dönemlerinde. Hep kaçarız, ama neden kaçarız? Kendimizi bulamayacağımızdan mı yoksa bulmaktan korktuğumuz kişiyle yüzleşmekten mi? "Sadece dışımızı görebiliyoruz, oysa hemen her şey içimizde oluyor." Nereye gidersen git, kiminle olursan ol zihnin seninle olacak. Sevgi ve değer görme hislerinin kendine ait olmadığını hissettiği zaman nasıl sevilir ki insan? Kendini sevmeyen, başkasını, hayatı, çiçeği, köpeği, kitapları sevebilir mi? Bence sevgi bir aidiyettir, insan öncelikle kendisine ait olmalı... Hayat fırtınalı bir yolda yürümek gibidir aslında, inişler-çıkışlar, fırtınadan öğrenilecek, unutulacak şeyler... Kitapta herkesin farkında olduğu ama hayatında yer verme cesaretiğini bulamadığı noktaları, basit ve anlaşılır bir dilde anlatılmış. Zaten önemli olan da zor şeyleri basit anlatmak değil midir? İncelememi
2024 Okuma Raporları
Çocuk, Köstebek, Tilki ve AtCharlie Mackesy · Mundi Yayınevi · 20215,7bin okunma
"İnsan gibi düşünen makineler yapmayacaksın."
10/10
·712 syf.·
2023 1. kitabı
Dune Frank Herbert 1920'de ABD'de doğan yazar, Dune kitabını yayımlamak için çeşitli uğraşlar vermiş ve defalarca red yanıtını almıştır. Bu bilgiyi ilk öğrendiğimde Nietzsche'nin şu sözü aklıma gelmişti... “Beni anlamıyorlar. Ben, bu kulaklara göre ağız değilim.” 1966 yılında Frank Herbert'in bu başyapıtı Hugo En İyi Roman Ödülünü almıştır. Frank Herbert, bu kült eserini 1965 yılında yayımlamıştır. Dune insan doğası, ekoloji, felsefe, bilim, psikoloji, siyaset ve ekonomiyi de kapsayan çok derin bir eser. Kitabı okurken tarihi gerçeklikleri yıllar sonra okuyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. İnsanoğlu dünyayı terk etmiş ve gezegenlerde koloniler kurmaya başlamıştır. Erken dönemde uzay yolculuğunda çeşitli sıkıntılar vardı. Arrakis gezegeni keşfedilğinde ise bu sıkıntılar nasıl ortadan kaldırıldığına şahit olacağız. Dune adıyla bilinen çöl gezegeni Arrakis bilinen evrende adeta yaşamın merkezinde yer almasının sebebi de sadece tek bir gezegende yetiştirilebilen baharatın (melanj) kalbinin burada atmasıdır. Melanj kitapta baharatlar baharatı adıyla geçer. Baharat bağımlılık yapan bir maddedir. İnsan ömrünü uzatmasının yanı sıra kullanan kişi farkındalık arttırma ve geleceği görme yeteneklerini geliştirmeye yarayan bir maddedir. Yoğun baharat kullanımı sonrası kişilerin gözleri maviye döner, çöldeki siyeçlerde yaşayan Fremenler olarak bilinen yerel halkın gözlerinin mavi olmasının nedeni bu olabilir mi dersiniz? İnsanoğlu kendi üretimi olan insan gibi düşünen makinelere, bilinçli robotlara ve bilgisayarlara butleryan cihadı adı altında bir savaş açmıştı. Peki neden böyle bir savaş açmış olabilirdi ki? Butleryan cihadı sonrasında insan gibi düşünen makineler yenilmiş ve uzay yolculuğu riskli hale gelmişti. Bu da başka bir sorun doğurdu ve
Edebiyat
DuneFrank Herbert · İthaki Yayınları · 202115,7bin okunma