Gülcan Özer kimdir?
Psikiyatrist / Çift - Aile Terapisi
1990 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra 1998 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden Psikiyatri uzmanlığını almıştır. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda çalışmış, çeşitli klinik çalışmalara ve eğitimlere katılmıştır.
Aşkta, evlilikte, ilişkilerde valizimizde getirdiklerimiz...
"Okuyacaklarınız, âhir ömrüme yaklaşmış bir kadının biriktirdikleridir." Hikayeden alınan lezzet her yaşta farklı olabilir mi sahiden? Bu kitabı okuduğum 20'li yaşlarımda anlamaya çalıştığım kimi zaman anlamlandıramadığım süreçler 30'lu 40'lı 50'li yaşlarda değişebilir, değişmesi de kaçınılmazdır diye düşünüyorum. İnsan bir şeyi yaşamadan, onun hakkında yorum yapmakta acele etmeye meyilli bir varlıktır ve bu da belki onun yaratılışıdır, bilemem...
Hikâye "Aşk" nedir sorusu ile başlıyor. Uzun bir sonsöz ile son buluyor. Ben sonda söyleyeceğimi baştan söylemeyi kendime düstur edinmiş biriyim. İnsanın kendini tanıması, kendi ile "ahbap" olması, ne istediğini ne istemediğini bilmesi, bilindik yerde kalması, açık denizlerde yolculuğa çıkamaması nelere bağlıdır? Hayat denen şu tiyatroda figüran mı olacağız yoksa hikayenin kahramanı olarak mı yer alacağız bu sorulara cevap arıyoruz, hep birlikte.
Aşk öyle kendiliğinden gelişir, bir seçim, tercih değildir. Sevgi ise, büyütüp yeşertilen, emek verilen hem de zorlu bir süreçtir, kıymetlidir. Kimi sevebileceğimizi seçebiliriz diyor Gülcan hoca aslında. Ve fakat sevgi de acı gibi gelip geçicidir. Hayatta her şeyin olduğu gibi, bu farkındalığa ulaştığımızda da "temkinli sever" hale geliriz vurgusu var ki buna da tecrübe denir mi, bilemem?
Evlilik; aşk irtifa kaybettiğinde, dozu düştüğünde yapılmalıdır. Çünkü "aşk"