Valiantkhan

Valiantkhan
@Valiantkhan06
Sabahattin Ali-Oğuz Atay-Stefan Zweig-Dostoyevski
Gagauzlar
II. İzzettin Keykâvus'u destekleyen Türkmenlerden 40 kadar Türkmen obası, kendisine Bizans topraklarında katılmış ve Bizans imparatoru tarafından Dobruca'da yerleşmelerine izin verilmiştir. Sarı Saltuk'ın Türkmenleri, Baba-Dağı bölgesinde yerleşmiş ve güçlü Altınordu emîri Nogay'ın koruması altına girmişlerdi. Nogay Müslüman'dı ve Sarı Saltuk'ın etkisi altında idi. Paul Wittek'e göre, bu Türkmen grubu, Keykâvus'a bağlılıkları dolayısıyla Keykâvus/Gagavuz adını almışlardır. 1299'da Nogay ölünce, bu Türkmen grubu koruyucularını kaybettiler. Keykâvus halkının bir bölüğü, Anadolu'ya geri gelmeye çalıştı ise de, çoğu yok edildi. Kalanlar ise, Hristiyanlaşarak Gagavuz adı altında varlıklarını bölgede sürdürdüler (Gagavuz lehçesinin Anadolu Türkçesi olduğu linguistlerce tespit edilmiştir).
Sayfa 7 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyacak
Tarih
Reklam
Osmanlı Tarih Anlayışı
Osmanlı İmparatorluğu, kendi tarihine bile sahip çıkmaz. Tanzimat'a kadar okullarda Osmanlı tarihi okutulmaz. İslam tarihi okutulur. <<Kavmi Necip>> sayılan Araplara baş rol tanınır. Türk ve Türkmen deyimi, gerek Osmanlılarda, gerek Selçuklularda göçebe anlamında kullanılır. Kentlerde Türk ileri gelenleri kendilerine "rumi" derler. Osmanlı, yerleşikliğe geçen Türkmen için "Türkmenlikten çıktı" deyimini kullanır. Anadolu için Rum (Roma) ve Yunan diyarı sözleri geçerlidir. İlk kez Anadolu'ya "Türkiya" adını Haçlılar verir. Anadolu deyimi de Bizans kökenlidir. Selçuklu ve Osmanlı'nın gözünde Türk, "uygarlık dışı, yağmacı, göçebedir". Mevlana, tıpkı Danilevski gibi, "Tanrı'nın, Türkleri yıkmak için yarattığını" ileri sürer. Bu nedenle, medreselerde Türk' e hiç yer verilmez. XIX. yüzyılda yurtseverlik duygusunu geliştiren Namık Kemal dahi, "Osmanlı ümmetinin milletçe İslam, Hristiyan ve yahudiden meydana geldiğini" yazar. Millet "ulus" değil, dinsel topluluk anlamındadır. Bu tutum Türkçülük akımı gelişince, sonradan çok eleştirilir. Prof. Afet İnan şöyle der : "Türkler, IX. yüzyılda İslamlığı kabul ettikten sonra, özellikle Osmanlı Devleti zamanında İslam Tarihi temel alınmış, İslamdan önceki Türk tarihine önem verilmemiş ve Türklerin İslam uygarlığına katkıları belirtilmemiştir.
Sayfa 14 - Tekin Yayınevi
Tarih
Toynbee'ye göre göçebe Türkler, başka uygarlıklara bağlı toplulukları yönetimleri altına almakla, dağcılık bilmeden sarp bir kayaya tırmanmaya kalkışan gözükara sporcunun yaptığına benzer tehlikeli bir işe girişmiş olurlar. Kayanın belli bir yerine kadar tırmanırlar, ama orada durmak zorunda kalırlar. Ne o tehlikeli yerden inebilirler, ne de tepeye tırmanabilirler. Geri kalan tüm enerjilerini, durdukları yarı yolda tutunmaya harcarlar. Çünkü göçebenin yerleşik uygarlıkları yönetmeye kalkışması, başka deyimle hayvan çobanlığı yerine insan çobanlığına özenmesi, olanaksız bir işe girişmek demektir.
Sayfa 12 - Tekin Yayınevi
Tarih
Hazarlar'da Türk Tipi Laiklik
Hazar Devleti'nin 'Türk Türü' bir laikliği benimsediğinde ve dururken hiçbir inanca müdahale edilmediğinde o dönemden haber veren bütün İslam kaynakları hemfikir. Değişik dinlerden cemaatlerin ibadet konusunda sınırsız hürriyetleri olduğu gibi, daha ileri bir aşama olarak hukukta da özerkliğe sahiptiler. Başkentte ikisi Müslümanlara, ikisi Hristiyanlara, ikisi Musevilere ve biri putperestlere bakmak üzere yedi kadı bulunurdu ve bunların hükümlerine Hazar yöneticileri müdahale etmezlerdi.
Sayfa 357 - Kronik·Kitabı okudu
Tarih
İtil Bulgarları ve Abbasi Halifeliği ve İslam alemi arasında derin siyasi ve iktisadi münasebetler kuruldu. Bu münasebetlerin temeli Bulgar İlteberi Almuş'un 920 yılında elçisi Abdullah bin Baştu el-Hazeri'yi Halife Muktedir' e yollaması ile atıldı. 922 yılında Abbasi Halifeliğinden alınan destekle Hazar boyunduruğundan kurtulmak amacıyla kale inşası için mimarlar, para ve İslamın öğretilmesi için din alimleri gönderilmesi istendi. Böylece İtil Bulgarları ilk Müslüman Türk Devleti oldu.
Sayfa 286 - Kronik·Kitabı okudu
Tarih
Reklam