İdeal insanın aksine somut, yaşayan, gerçek insanı ele alan varoluşçu felsefe gibi Dostoyevski de yaşamda her an karşımıza çıkan sıradan insanı ve onun yaşadığı trajedileri incelemiştir. O, ilk romanı olan İnsancıklar'da yoksulluğu, yoksulluğa mahkûm olmuş insanları, onların acınası yaşantılarını.