Geçen yüzyıllara ve sözde "demokratik" dünya düzenine rağmen, Haçlı cephesinde Müslümanlara yönelik kinlerin hala bütün canlılığıyla yaşamaya devam ediyor oluşu, hepimize bir şey söylemeli.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dış politikanın mantığını kurarken, dilini oluştururken ve uygulamasını yaparken, İslam dünyasına karşı en az üç farklı yönelim ve üslup geliştirmek gerekiyor. Balkanlar'da "varlığı her zaman güvence gibi görülen bir ağabey" olarak; Arap dünyasına karşı "ne zaman istenirse ve ihtiyaç duyulursa desteğe koşacak samimi bir kardeş" olarak; diğer coğrafyalara da "her zor durumda yetişmeye hazır bir yardım eli" olarak...
Osmanlı İmparatorluğu, Balkanlar'ı fethettiği dönemde oralara "kurtarıcı ve hakem" rolüyle gitmiş. Daha önceki zamanlarda bölgeye İslâm'ın ruhunu serpen Horasan Erenleri sayesinde, Osmanlı'nın kabullenilişi ve benimsenişi de kolay olmuş. Üstüne bir de adalet ve hikmetle, hoşgörülü bir yönetim sergilenince, Osmanlı'dan geriye güzel hatıralar kalmış.