Gösterişten hoşlanmayan Yavuz, her türlü israf ve debdebeye karşıydı. Sadeliği sever, "mücevveze" denilen başlık yerine kendi adıyla anılan "selimi" kavuk giyerdi. Niçin böyle giyindiği sorulduğunda "Vezirlerin ve beylerin süslü giyinmeleri, padişahlarına saygıdan ileri gelir. Biz kime şirin görünmek için süslü giyinelim ki? Bizim padişahımız, vücudun dışına değil, içindeki cevhere bakar." diye çok veciz bir cevap vermişti.
Şah İsmail, Şiiliği İran'da resmi mezhep olarak kabul ettirdiği gibi, bu mezhebin Anadolu'da da yayılması için büyük gayretler gösteriyordu. Doğu Anadolu halkını bu mezhebe girmeye teşvik ediyor ve hatta zor kullanıyordu.
Çin Seddi'nden Atlas Okyanusu'na kadar at koşturan ecdadımızın şanlı tarihine bir göz attığımızda insan muhayyilesini zorlayan sayısız kahramanlar ve kahramanlıklar olduğunu görürüz.