Vecihi Kırkaltılıkgillerden

Vecihi Kırkaltılıkgillerden
Yâ Hâfız Yâ Kebikeç
Radyo•Tv•Sinema
10 kütüphaneci puanı
477 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
Berbat bir Noel bekliyordu onları. Arturo Noel' den nefret ediyordu, çünkü ona hatırlatılmadıkça yoksul olduğunu unutabiliyordu. Her Noel aynıydı; mutsuz, aklının köşesinden bile geçmeyen şeyler arzulayıp sahip olamamak. Arkadaşlara hiçbir zaman sahip olamayacağı armağanlar alacağına dair yalanlar söylemek. Zengin çocukları için harikuladeydi Noel. Diledikleri gibi atabilirlerdi,inanmak zorundaydın.
Parantez yayınevi
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bugün her zaman çalıştığım kütüphanede yer yoktu. Şuan başka bir yerde çalışıyorum. Burası çok amaçlı salonun vücut bulmuş hali. Yani görseniz dersiniz ki “bu salonda ne yapsam?” O kadar çok amaçlı yani. Burada ne yapsam diye düşünmekten ders çalışamazsınız. Düğün yaparsın taziye verirsin. Salon ucuz tereyağ kokuyor. İlkokul 3. Sınıf öğrencilerine sene sonunda tiyatro oynatırsın öyle bir salon. Hani hükümetin fonladığı filmler vardır gişe artırmak için küçük ölçekli illerde projeksiyon koyup film seyrettirirler öyle bir salon.
1000Kitap
Araf'ta geçirilen o korkunç süreyi kısaltmanın yolu, soru cevap kitapçığına göre, hayır yapmak, dua etmek, oruç tutmak ve tutkulardan arınmaktı. Arturo söz konusu olduğunda hayır yapmak çerçevenin dışında kalıyordu. Hiçbir zaman hasta ziyaretinde bulunmamıştı, çünkü hasta tanımamıştı. Çıplakları hiç giydirmemişti, çünkü hiç çıplak tanımamıştı. Hiçbir zaman ölüleri gömmemişti, çünkü o işi para karşılığı yapanlar vardı. H içbir zaman sadaka vermemişti, çünkü verecek parası yoktu; hem onun "sadaka"dan anladığı bir somun ekmek vermekti, nereden bulacaktı bir somun ekmeği? Hiçbir zaman yaralılara yardım etmemişti, çünkü -nedenini bilmiyordu yaralılara yardım etmek insanların sahil kasabalarında filan yaptığı bir şeydi sanki; teknesi batan denizcileri kurtarmak gibi filan. Hiçbir zaman cahillere yol göstermemişti, çünkü kendi cahildi zaten, yoksa o berbat okula gönderilmezdi. Hiçbir zaman karanlığı aydınlatmamıştı, çünkü ne anlama geldiğini çözememişti. Hiçbir zaman amansız hastalıklara yakalananları rahatlatmaya çalışmamıştı, çünkü tehlike söz konusuydu, hem öyle birini de tanımamıştı: kabakulak ve çiçek vakalarında kapıya karantina tabelası asılıyordu
Parantez yayınevi
Edebiyat
… kesekağıdını açıp içine elma doldururken. Bandinilere veresiye meyve vermeyi doğru bulmuyordu: meyve lükstü yoksul insanlar için. Et ve un tamam. Ama ona bir dünya borçluyken şart mıydı meyve yemeleri?
Parantez yayınevi
Edebiyat
Nefsime sözler.
“Bu nefsin elinden kaçamıyorsun…” türkü olarak değil sahiden. youtu.be/PyTLpZ4CU_c?si=...
1000Kitap