" Kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil… İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile… Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum. Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman nasıl hazin bir hal aldığımı tasvir edemezsiniz."
Öff, bütün bunlardan nasıl da iğreniyorum! Herkese ve her şeye boş verip, çekip gitmek, ne büyük zevk verirdi! Ama Polina'yı bırakabilir miyim? Çevresinde casusluk yapmaktan vazgeçebilir miyim? Doğaldır ki casusluk alçaklıktır, ancak bundan bana ne?
"Fakat insanlar sistemlere, bazı soyut kavramlara o denli bağlıdırlar ki sadece mantıklarını haklı çıkarmak için gerçekleri göz göre göre değiştirmeye, gözlerini kapayıp kulaklarını tıkamaya razıdırlar."
Üzülmek ve acı çekmek, büyük bilinçler ve derin yürekler için her zaman zorunludur. Gerçek anlamda büyük insanlar bu dünyada acının da en büyüğünü duyumsamak durumundadırlar.