"Orhan Gencebay da Samsunludur biliyor musun?" diyor. Ardından kalkıp bir kaset koyuyor kasetçalara.
"Annem ne derdi biliyor musun?" diyor Şengül'e. "'Bu adamın sesi tütüne benziyor,' derdi. Hakkaten de dinle bak tütüne benzer."
Şengül bu benzetmeden hoşlanıyor.
Daha ikinci sınıfta katıldığı ilk adli tıp dersinde anlamıştı. Sanki ölülerden korkmazsa hayattan da korkmayacaktı. "Hayat kendi malzemesiyle kanıksanmıyor, ancak ölümün malzemesi hayatı kanıksatıyor" diye düşünmeye başlamıştı. Ölümün bilgisine yaslanmayı öğrendikçe, zaman genleşip uzamış, her şeyi içine alarak uçsuzlaşmış, ruhunu teselli eden bir şey haline gelmişti.