Vera

Vera
@VeraTonta
null
27 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Spoiler sayılabilecek cümleler var lütfen dikkat
Puan vermedi
Belgesel tadında bir kitap okudum gerçekten. Elime kitabı ilk aldığımda aklımda negatif ve pozitif fikirler havada uçuştuğu için ön yargı ile okuduğumu düşünüyordum. Kitap hakkında çok şey duymuştum. Ancak kesinlikle pozitif yorum yapanların tarafına katıldım ben de. Bir kurdun hayatını ve iç dünyasını anlatıyor Beyaz Diş. Ama kesinlikle kitap çok daha fazlası. Bence kitapta bir kurt ile insanın en çok benzediği anlar Beyaz Diş'in sorunlarından kurtulmak için bulduğu çözümler olabilir. Kitap boyunca farklı mekanlara uyum sağlayan Beyaz Diş'in bunu bu kadar iyi başarmanın sebebinin daha çok "kısasa kısas" şeklinde hareket etmesi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kesinlikle Beyaz Diş'in insanları tanrı olarak nitelendirmesini de gözden kaçırmamak lazım. Ateşi kullanabilmenin onları normal bir hayvana göre çok daha öne çıkarması ve bir kurdun ise bu üstünlüğü kabul etmesi gerçekten hayranlık uyandırıcı bir şekilde işlenmiş. Beyaz Diş'in aşamalı olarak itaat edişi ve tanrıları sınıflandırma şeklini okuduktan sonra evcil veya sokak köpeği, gördüğüm her köpekte bana acaba o nasıl sınıflandırır fikrini getiriyor. Bu kitaptan sonra kimse bana reenkarnasyonu inkar edemez. Edene de bu kitabı gösteririm çünkü Jack London önceki hayatında kesin olarak bir kurttu. Aksine beni kimse inandıramaz. Bana bu kitabı ve yazarı öneren arkadaşıma teşekkür ediyorum. Kesinlikle Jack London'dan bir kitap daha okuyacağım.
İnceleme
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·68 syf.··
2022 17. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2022 14:22
Düzgün düşünemeyenler mi yoksa düşünceleri topluma uymayanlar mı deli sayılır? Eskiden düzgün düşünemeyen ve düşünceleri davranışlarını etkileyen kişilerin deli olarak etiketlendiğini düşünürdüm. Ancak zamanla bir insanı deli olarak etiketlemek için bu kısa tanımın yeterli olmayacağı kanısına vardım. Toplumun çoğunun bir konu üzerinde anlaşmasi geri kalan kısmın etiketlenmesi için yeterli bir neden olması beni hep şaşırtmıştır ancak %51'lik olan bu çoğunluğun fikri, %49'luk olan çoğunluğun fikrinden daha mı doğru? Ya da daha da önemlisi doğru mu? Başka bir örnek gerekirse yüz kişilik bir toplulukta sadece 1 kişinin düşüncesi doğru kabul edilsin. O bir kişi geri kalan insanlar arasında deli ilan edilir çünkü düşüncesi farklıdır ve uyumsuzdur. Bu da bize deli olarak nitelendirilen bir kişinin düşünce biçimine değil de düşüncesinin ne kadar yaygın olup olmadığına bakarak karar verildiğini gösterir. Aynı kitabımızın ana karakterlerinden biri olan Doktor Andrey Yefimıç'ın başına geldiği gibi. Onunda halk tarafından etiketlenmesinin tek sebebi bir akıl hastası ile konuşmasıydı. Kitabın aklımda bıraktığı en önemli iki soru ise şunlar oldu: Acaba kaç tane akıl hastanesinin içi normal insanlarla dolu ve onların yerine geçmesi gereken kaç kişi şu an dışarda geziyor? "-Hapishaneler ve tamarhaneler var olduğu sürece için de birilerinin oturması gerekir. Siz değilse ben, ben değilse başka üçüncü biri elbet girecektir buralara." (Sayfa 31)
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Sevgiyi hissetmek de hissettirmek de önemli.
Puan vermedi·68 syf.··
2022 16. kitabı
Sevgiyi hissetmek mi yoksa hissettirmek mi daha önemli bir çocuk için? Hiç sevilmemiş bir çocuk yinede sevebilir mi yoksa sadece bağlanır mı mahrum bırakıldığı duyguyu alabilmek için? Sevgiyi hissetmek bir çocuğun gelişiminde belki de en önemli olaylardan biri. Hiç sevilmemiş bir bireyden sevmesini beklemek ise belki de en aptalca şeydir çünkü sevgi doğuştan gelse bile bunu hissettirmek ve gösterebilmek öğrenilir. Bunu öğrenebileceğin en önemli öğretmen ise ailendir. Kitap küçük yaşlarında baba sevgisinden mahrum kalmış bir kadının bir adama bağlanmasının ve bunun sonucunda hayatının nasıl şekillendiğini anlatıyor. Kimliği belirsiz olan bu kadın etrafındaki herkesi ve her olayı sadece R.'ile bağlantılıysa kabul etmişti. "Benim için her şey, ancak seninle ilintili olduğu ölçüde vardı, hayatımdakilerin hepsi ancak seninle bağlantılı olduğu ölçüde anlamlıydı." (Sayfa 13) Kitabı okurken aklımda hep şu soru döndü durdu "R.'ye gerçekten aşık olmasının sebebi neydi?" İlk görüşte aşka inanmayan biri olarak bu sorunun cevaplarından en fazla tatmin olduğum şu cevap oldu: Kadının, hatta 13 yaşında aşık olduğunu hesaba katarsak kızın, bir baba figüründen uzakta büyümüş olması. Küçük yaşlarında muhtaç olduğu baba sevgisini R.'ye bağlanarak almak istemesi bu olayı takip eden yıllarda kişiliği üzerinde de büyük bir etki bırakmış ancak hiçbir zaman aradığı ilgiyi R.'den bulamamıştı. Başkalarından bulabilirdi, o da bunun farkındaydı, ancak o yine de R.'nin onu farketmesini istedi. Ama R. onu asla farketmedi. "Zengin erkek arkadaşlarım, zengin sevgililerim oldu; (...) Kendimi verdiğim her erkek bana bağlanıyordu, hepsi de bana teşekkür ettiler, bana bağlandılar, beni sevdiler, (...) yalnızca sen beni sevmedin!" (Sayfa 41) Bağlılık ve sadakat insanı gitmek istediğinden çok daha
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,4bin okunma
Kötülük öğrenilen, daha da önemlisi, öğretilen bir şeymiş.
Puan vermedi·184 syf.··
2022 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2022 23:46
Kötülük gerçekten ilginç bir kavram. Kime ne zaman öğretilmesi gerektiği belli olmayan bir kavram. Hatta öğretilmesi gerektiği bile belli değil. Zezé kitap boyunca birçok kere kendini kötü bir çocuk olarak tanımlar. "Ben yaramazın tekiyim. Çok kötü bir çocuğum. Tam bir baş belasıyım. Haşarıyım. İtin tekiyim. Kalastan farksızım." (118. Sayfa) Peki gerçekten öyle mi? Zezé'yi ailesinin yanında tanıyan herkes (aile üyeleri ve komşular gibi) onun bu özelliklere sahip olduğu konusunda hemfikir. Ancak onu okulda ve tek başına yani ailesinden tamamen bağımsız bir şekilde tanımış olanlar(öğretmeni ve Portuga gibi) bu cümleler karşısında gerçekten çok şaşırıyorlar. Peki Zezé neden kendini, sevdiği insanlara, bu cümlelerle tanımlıyor? Bence bu sorunun cevabı biraz üzücü. Bu cümleler ona ezberletilmiş. Her ne kadar kötü bir çocuk olduğunu düşünmese de ailesinin ona kızarken söylediği cümlelerle kendini özdeşleştirmiş. İlk okuyuşumda da en az son okuyuşum kadar etkilenmiştim. Ancak belki de bu kitap daha küçük çocuklara uygun değildir diye bir fikir belirdi aklımda. Kitap içinde şu anda bile beş yaşındaki bir karakterden duymak istemeyeceğim kadar küfür barındırıyor. İntiharı düşünen, dövülerek büyümüş beş yaşındaki çocuk motifi her ne kadar gerçekçi olsa da küçük çocuklara her şeyi anlatmak gerekmez çünkü her şeyi küçükken öğrense de öğrenmese de kalbi kırılacak ancak zamanı geldiğinde öğrenirse bu acının yanına deneyim de eklenebilir. Bu da kitabın sonundaki soruya benim cevabım olsun.
1000Kitap
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,1bin okunma
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2022 7. kitabı
Uzun zamandır okumayı bekliyordum. Ne yalan söyleyeyim başlarının bu kadar sıkacağını tahmin etmemiştim. Herkes bu kitabın iyi yanlarını konuşuyor. Haklarını yiyemem, kötü değildi. Ancak kitabın ilk 200 sayfasında kızın kişilik bozukluğunun (ya da adına her ne derseniz) biraz saçmaladığını düşündüm. Çünkü kızın erkeklere olan (söylediği) tutumu ile yaptıkları ilk 200 sayfada tutazsızdı. Ama 200 210. Sayfalardan sonra bu durum neredeyse ortadan kalkıyor diyebilirim. Kızın söyledikleri ve yaptıkları daha tutarlı. (Önceden söyleyeyim, kızın takım olmak istemesi istememesi meselesi değil benim anlattığım) Güzel kitaptı ve 2. Kitabı da okuyacağım. 8/10
Edebiyat
Yaralasar - 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 202113,1bin okunma
Reklam