Sevinçle oldukları yerde zıplamaya başladılar. Onlarla birlikte benim de içimi nedensiz bir heyecan doldurdu. Oysa bir cinayet işlenmişti, oysa bu çocuklar evsizdi, umutsuzdu, geleceksizdi.
Aşk kitabını evirdim çevirdim.
Bir adam konuştu kitabın içinden,
yüreği yana yana, bir adam;
< Kimdir mutlu kişi, bilir misin?
Bir karısı olacak ay gibi güzel.
Bir gecesi sürecek yıl kadar uzun. >
Bir türlü tamamlanamayan, tamam olmayan bir hayat aslında benimkisi. Hep bir şeylerin eksik kaldığı... Sevdalarım bile sen gibi yarım kalmıştır hep. İnsanın, ne yapsa bir yanı eksik kalıyor demek ki.
Mor leylaklar, onu kokusu ve rengi ile kucaklamıyorsa, sarıp sarmalamıyorsa, ruhunda derin esintiler bırakmıyorsa, zaten bir yanı yarım değil midir? Ruhunda bir şeyler eksilmemiş midir?
İnsanlar aslında en çok kendini kandırıyorlardı. En çok yalanı kendilerine söylüyorlardı. Kabullenemedikleri her şey için bir yalan uydurup, kendileri hemen inanıyorlardı. Küçük bir ihtimal dahi olsa onlara çok şey veriyor gibi geliyordu. Oysaki o küçük ihtimaller hiçbir zaman gerçekleşmiyordu.