Karartma: Savaş sırasında, düşman uçaklarının hedeflerini bulmalarını güçleştirmek, saldırılarından korunmak için, geceleri ışıkları örtme ya da söndürme biçiminde uygulanan önlem.
‘’Karartma Geceleri’’ deyince ben mecazen kullanılan bir ifade olarak anlamıştım, benim gibi anlayan varsa baştan aydınlatmak isterim ki belki de bu başlık hiç bu kadar gerçek anlamda kullanılmamıştır. Kitap, 2.Dünya Savaşı'nın ülkemiz üzerindeki etkilerini konu alıyor. Bu etki öylesine bir etki değil, daha önce de bir incelememde bahsetmiştim, Türkiye adeta taraflarından biriymiş gibi bu savaşın her açıdan (siyasi, ekonomik, askeri, sosyal) tesiri altında kalıyor. Geceleri gelebilecek herhangi bir saldırının önüne geçmek için karartma uygulamasına geçiliyor. Yine dışarıdan gelecek tehlikelere karşı sınırda bir milyon asker bekletiliyor, bu da ülkede iş gücünün azalmasına yol açıyor.
Ekonomi bu durumdan bu kadar etkilenmişken bir de Almanlara, adeta savaşa katılmama vergisi gibi, buğday gibi gıda yardımı yapılıyor.
Nazi Almanya’sının estirdiği faşizm rüzgarından Türkiye de payını alıyor, iktidar ve yanlıları tarafından aşırı bir milliyetçilik benimseniyor, özgürlükçü düşünceler hiçe sayılıyor, yazarların, şairlerin yazdıkları, dergiler gazeteler mercek altına alınıyor. Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Yaşar Kemal gibi bu dönemde yaşayan birçok aydın gerek eski TCK’nın 141. ve 142.maddelerinden,
gerek komünizm propagandası yapmaktan suçlanıyor. Suçlananlardan biri de Rıfat Ilgaz.. Onun diğerlerinden farkı kendisine isnat edilen bir suçun olmayışı.
İşte kitap da tüm bu konuları geniş bir yelpazeyle ele alıyor. Hani bazen bir roman okursunuz fakat politik detaylar vardır anlamakta zorlanırsınız. Rıfat Ilgaz, öyle bir beceriyle o dönemi yansıtıyor ki ne size bir bilgi verildiğini hissediyorsunuz