Adımı duymak, bizi ayıran bütün o yılların hızla, gerisingeri katlanmasından, üst üste binip kapanmasından farksız, zaman bir akordeon gibi kendi kendine kapandı ve bir fotoğraf, bir kartpostal ebadına indi, çocukluğumun en parlak, en göz alıcı yadigarını getirip yanıma oturttu, elimi tutup adımı söylemesini sağladı. Bizim adımızı. Bir şeyin döndüğünü, çıt diye yerine oturduğunu hissediyorum. Uzun zaman önce kopartılmış bir şey yeniden yerine yapıştırıldı.