Uzun bir aradan sonra bende derin iz bırakan bir kitap oldu.
Sovyetlerin Afganistan’ı işgal edişinde tarihte en acı, trajedi dram yaşanıldı.
Kitap iki küçük çocuğun hayatını anlatıyor. Biri ünlü bir iş adamın oğlu diğeri evin hizmetkarın oğlu. Emir ve Hasan birlikte büyüyen, aynı süt anneden paylaşan iki yakın arkadaşlar. Hasan'ın başı belaya girer ve Emir ne kadar yardım etmek istese de bir türlü başaramıyor. Gördüklerini onu mıhlıyor durduğu yere. İhaneti asla unutmuyor. Emir yaşadığı pişmanlıktan ötürü bir türlü kendine gelemiyor bir daha.
İşgalden sonra Emir ve babası ülkeyi terk eder. Californiada yeni bir hayat kurarlar. Emir geçmişten kaçtığını düşünür ama Hasan'ın hatıraları daima onunla yaşar.
Yaşadığı pişmanlığı otuz yıl aradan sonra Hasan'ın oğlunu Afganistan'daki krallığın çöküşü, Sovyetlerin işgalinde yaşınılan göçden ve Taliban yönetiminde olan Afganistan'dan kurtarmaya çalışırken öder. Bulduğu hayat, Hasan'ın oğlu acının binbir parçasını yaşarken Emir ve Hasan'ın oğlu yeniden California derin yine yeniden yaşanmış acılarla dönerler.
Emily Bronte'nin Uğultulu Tepeler romanı Heathcliff'in intikamını ele almış. Hikaye sınıf farkı olan Heatcliff evlat edildiği malikanenin kızına olan saplantılı, nefret dolu aşkı anlatıyor, aşkın sınıfsal farklılığından kovuşamamalarının sonucu intikama dönüşmesiyle son nefesine kadar intikama adanmış hikaye.
Yazarın güzel anlatısıyla roman akıcıyla bitiyor hemen. Bana göre çerez bir kitap hani hayatıma bir iz bırakan bir kitap olmadı. Ama kötüydü diyemem.
Hayatı tepetaklak olmuş genç bir kadının hayatını ustalıkla ele alan sıradanlık, olağanüstü arasında ince bir çizgi üzerine yazılmış kitabın aklınızda ve hayatınıza iz bırakacak mutlaka.
Süheyla' nın hayatı kardeşinin ölümümden sonra tamamen değişiyor. Kardeşinin intihar ettiğine inanmıyordu. Süheyla kardeşinin ölümünü araştırırken gerçek aşkıda buluyor. Süheyla' nın dik duruşu sivri dili kendi ayakları üzerinde duran cesur hareketleri Demir' in ilgisini çekiyor. Zıt iki kutubun bir araya gelmesi gibiydiler. Demir geçmişte yaşadığı kötü anıların içine hapsolmuşken kendini Süheyla' nın dünyasında buluyor. Okurken heyecanlandığım, güldüğüm harika bir kitaptı.
Çok etkiledi beni Zeze nin hayatı, yaşadıkları.
Zeze mini minnacık bedeninde kocaman bir yüreğe sahip bir çocuk. Her satırını okurken hüzünlendim, duygulandım, güldüm. Zeze artık benim en en sevdiğim kitap karekteri oldu.
Yoksul ailesiyle kendisine ait muhteşem dünyasında yaşıyordu. Haşarı ve çok yaramaz olmasından dolayı küçük olmasına bakmadan çok çok dayak yiyen Zeze hayata küsüyor. Küçücük yaşıyla babasını kalbinde öldürüyor.
Zeze yeni taşındıkları eve bir şeker portakalı fidanına sahip oluyor. Şeker portakalı Zeze'nin en yakın arkadaşı olur çünkü şeker portakalı fidanı onunla konuşuyordu. Zeze'nin yaptığı bir yaramazlık sonucu Portekiz onu dövüyor. Adamı büyüyünce öldürmeyi bile düşünüyordu. Zeze bir gün yine yaramazlık yaparken ayağını kesmesiyle Portekiz ona yardım ediyor ve o günden sonra iki dost oluyorlar.
Bir zaman sonra Portekizin arabasına tren çarpar ve hayatını kaybeder. Zeze hayatta en çok sevdiği insanı kaybedince hastalanıp yatağa düşer. Şeker portakalı fidanının da kesileceği söylentiler arasındaydı.Zeze için hayat artık sadece nefes almaktan ibaret olur çünkü Zeze mini minnacık bedeniyle yaşadığı acılarlarda kaybolmuştur.