Çünkü nasıl gözleriniz görmeye, kulaklarınız duymaya yarıyorsa,( insanın yüreği de zamanı algılamaya yarar.) Kör biri için gökkuşağının renkleri ve sağır biri için kuş sesleri nasıl boşunaysa, yürekle algılanmayan zaman da öyle boşa gider, kaybolur. Ama ne yazık ki düzgün atmasını bildiği halde kör ve sağır olan nice yürekler vardır.
Söylesene," diye sormaktan kendini alamadı. "Zaman nedir?"
"Bunu kendin bulup çıkardın ya," diye cevap verdi Hora Usta.
"Hayır, yani zamanın kendisi nedir demek istiyorum," diye açıklamaya çalıştı Momo. "Var olduğuna göre, bir şey olması gerekir. Gerçekten nedir zaman?"
"Bu sorunun cevabını kendin verebilsen çok iyi olurdu!" dedi Hora Usta.
Momo uzun süre düşündü.
"Var olduğu kesin," diye mırıldandı sonra, düşüncelere dalmış bir şekilde. "Ama ona dokunamayız. Tutamayız onu. Koku gibi bir şey. Ama durmadan ilerleyen bir şey. O halde geldiği bir yer olmalı! Belki de rüzgâr gibi bir şeydir! Ama yo, hayır! Şimdi buldum! Belki de hep var olduğu için duyulmayan bir müzik gibidir. Sanırım, benim bunu çok derinden duyduğum oldu!"