Her işimiz ters gittiğinde, ruhumuzun dayanıklılığını ve değerini yoklayabilmek ne büyük mutluluktur! Sanırsın, görünmez veher şeye gücü yeten bir düşman -kimileri ona Tamrı der, kimileri de Şeytan- bizi devirmek için saldırıyor ama biz dimdik duruyoruz. İşte böyle, iç yaşamımızda her yendiğimizde dış yaşamımızda tümüyle yeniliriz.
Şimdi büyüdüm, yaşamın zor olduğunu biliyorum ve hayatı daha dayanılır kılmak için “kötü” yollara başvuran kimi daha hassas insanlara kızmamak gerektiğini de.
Hani çocukken sıcak yaz günlerinin sonunda akşam çöktüğünde sokak oyunları bir bir biterdi. Gene de kimse eve dönmek istemezdi.
zaten bitmiş oyun da çok eğlendiğimizden değil evde ne yapacağımızı bilemediğimizden. Ne oynardık artık ne de eve giderdik. Alışkanlığa benzeyen garip bir ağacın gölgesine kurulur Araf’ta kalmış gibi sokağın ortasında öylece dururduk. Öyle bir şey bu. Oyun bitti ama yıllardır biz o ağacın gölgesine yaslanıp aynı yerde duruyoruz.
Doktorum bu minik kapsüllerle alkolü zinhar karıştırmamam gerektiğini söylüyor. Soluk borusundan, kalp ritminden, beyin damarlarından filan iyi anlıyor ama mutsuzluktan hiç anlamıyor.