Vildan

Vildan
@Vildan03
"Goethe de onulmaz bir aşıktır. Onun için ruhun yıkanıp arındığı deli bir ırmaktır aşk."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Binlerce yıldır bu topraklarda işlenen cinayetlerin büyük çoğunluğu kısasa kısas ya da öç mantığıyla herkesin gözleri önünde gerçekleştirilmişti. Cinayet bir tür namusunu temizleme ya da potansiyel düşmana verilen bir ders olarak değerlendirildiğinden, öldürülme olayını ne kadar çok insan öğrenirse, hatta ne kadar çok insan bizzat gözleriyle görürse o kadar iyiydi. Olay ne kadar yaygınlık kazanırsa cinayeti işleyen aşiret ya da aile bir o kadar saygınlık kazanıyor, bir o kadar korkulur hale geliyordu. Çünkü ayaklar altına alınan onurlarını yiğitlikle yeniden kazanmış oluyorlardı.
Sayfa 172·Kitabı okudu
Bu savaşlar olduğu sürece aksi mümkün değil
"Sen insanın iyi olduğuna inanmıyorsun." "Sen inanıyor musun?" diye soruya soruyla karşılık verdi Timothy. "Beş bin yıllık tarihe bir bak. Yıkımlar, katliamlar, savaşlarla dolu." “Ama aynı zamanda görkemli kentler, bilimsel buluşlar, ölümsüz sanat yapıtlarıyla da dolu bu tarih. Evet, belki insan tümüyle iyi değil ama tümüyle kötü de değil. İki duygudan da aynı oranda var bence." "Bence kötülük biraz daha fazla. Kötülük her zaman iyilikten daha caziptir."

Vildan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·141 syf.··
2022 6. kitabı
Sabahattin Ali
7.8/10 · 69,8bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2022 6. kitabı
Kalemi güçlü, dokunaklı bir Türk yazar okuduğum için çok mutluyum. Edebiyatımızı katleden, çöp olmuş yığınla kitapların arasında böyle güzel betimlemelerle, içine işleyen, ders veren, kendine getiren hikayeleri okumalı insan. Bütün öykülere öyle güzel girişi var ki o an ortamda bulunan her şeyi hissettirmek için muhteşem betimlemelerle, benzetmelerle öyküdeki ortama ışınlanıyorsun sanki. 13 öykü ve 4 masaldan oluşuyor kitap. Öykülerin her biri birbirinden güzel, dokunaklı. En çok beğendiğim "Bahtiyar Köpek" öyküsü oldu. Bir köpek kadar refaha ulaşamayan fakir insanların üzücü yoksulluğu vurgulanır. Sabahattin Ali bu öyküsünde mutlu başlamak ve mutlu bir öykü yazmak ister. “Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?  Hiç olmaz olur mu? Arayıp, bulup görmek lazım. Bunun için de kenarı köşeyi araştırmak istemez.  Her şey apaçık ortada, göz önünde. Sade güler yüzlü, bahtiyar insanlar değil, bahtiyar köpekler bile var. Ben de karar verdim, bu sefer açlıktan, ızdıraptan, nefretten değil. Rahattan, tokluktan, sevgiden bahsedeceğim. " Der ve şanslı olan bir köpeğin hayatını ele alır. Ama o bile aslında üzücü gelir okuyana. Çünkü onun sahip olduğu ilgi alakaya muhtaç olan öyle çok insan var ki. Öyküdeki köpek sadece ciğer yemektedir. Bütün etleri seçtirip özellikle ciğer alır sahibi. Kızgınlık zamanı gelir eş ister, civardaki en soylu köpek bulunur getirilir. Azıcık
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,8bin okunma