Vildan

Hayat akar, yol ve yön değiştirir derler, insan değişir yol ve yönelim değiştirir derler. Bütün bunlar bence meselenin değişmesi, ortadan kalkması veya artık mühim sayılmamasıdır. Yoksa ne hayat gibi muhkem bir şey akar, ne sana bakıp da yol yön değiştirir. Insan ahiret bile değiştiremez. Zebani dilini çekmeye gelse kişi ancak ahlakının elverdiği ile seslenir de aman diler. Gençken duyulan keder sonra hangi şifalı suyu buldu da içti? Hangi su, lekeleri çıkardı? Yaşamaya alışan köşesine çekildi; feryat edene, başka türlü söyleyene, sokaktaki köpeğe havlayan bir ev köpeği kadar olamadı. Insan zaten dertli değildir, derdin kendisidir. Insan öyle büyük bir derttir ki bu büyüklükte bir şeyin kendine sığacağını aklına getirmez de bunu dünyanın, hayatın derdi sayar. Hayat, o durgun, kibirli suyunda kendisine bakan bu çirkin heyulaya bakıp bakıp "Bu herhalde benim," der. Bu dert de ona yeter.
Sayfa 88
Edebiyat
Reklam
Bir kendimden alıp öbür kendime getirdi. Ben kimdeyim?
Sayfa 61
Edebiyat
Onu tekrar bulmak ve onunla bir olmak bana pek zor gelirdi.
Sayfa 72
Edebiyat
O şair sen almak istediklerinden hevesini alamayıp geri düşünce okuyasın ve tam da beni aksettirmiş diyesin diye mi yazdı o şiirleri, kendi ölümünü güzel ve kutlu ve bereketli kılmak için mi? Artık bu devirde kitabın satılması değil toplatılması mübahdır.
Sayfa 83
Edebiyat
Hiçbir şeye hayatım boyunca tahammül etmedim. Ama hayatta olmak her şeye tanık olmayı ve ses edememeyi onu beğenmem zannetti. Bu onun yanlış anlaması, zehabıdır. Ses de ettim, ama ses acaba nedir? Kulağın duyduğu mudur, kalbin onayladığı mı? Aynı fikirde olunmayan ses, ses midir, uğultu mu, hani derler ya yoksa ürüme ya da uluma mı?
Sayfa 62
Edebiyat
Reklam