Bazen kırlık bir yerde, bir ağacın altında omzumda telaşla yürüyen bir karınca, bir ağacın altına uzanmış halde sırtımda ve bacaklarımda giderek artan bir nem ile yaprakların arasından görünen gökyüzüne bakarak ve elimde bir şiir kitabı ile şiir okuyarak ölmek, göğe veda etmek isterdim. Bunu sık sık yaptım. Ağaçlardan üstüme serpilenler, ani çıtırtılar ve birden bağıran ve kanat çırpan kuş seslerinin arasında öylece kaybolmak istedim, yükseklerde ve kırlarda.
İnsanların ne yaşadığı, neleri satın aldığı veya nerelerde gezdiği gibi konularla ilgilenmek yerine, mutfağa girip bir bardak süt, rendelenmiş limon kabuğu ve bir paket kabartma tozunu çıkararak, tezgâhın üzerine dizmeyi tercih ederim. Çünkü limonlu kekin hayatımdaki yeri, dedikodudan daha mühim.