Vildan

Ömer Hilmi Efendi Temyiz Mahkemesi başkanlığına getirildi. 1880 yılında bir nizamname ile açılan hukuk mektebinde "Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye" muallimliğine atandı. Adı geçen mektepte uzun süre hocalık yaptı ve asıl ilmî ve hukuki dirâyetini bu sırada gösterdi. Ahmed Cevdet Paşa'nın başkanlığı altında tedvin edilen "Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye" meclisinde büyük bir faaliyet gösterdi. Özellikle Mecelle'nin son dört kitabı tamamen onun eseridir. Bugün bile yürürlükte bulunan, tertibi ve tedvini son derece güç olan vakıflara ait yazılmamış hükümleri bir araya getirmek suretiyle kanun haline soktu ve böylece hukuk dün yasına eşsiz bir eser hediye etti. Ahkâmü'l-Evkaf adıyla yayımlanan bu değerli eser daha sonra Fransızcaya çevrildi.
Sayfa 81
Tarih
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İbn-i Sina
Ünlü bilgin, kaçak olarak yaşadığı sırada, bir gün Isfahan'a gelir. Fakat yanında kitaplarından hiçbiri yoktur. Isfahanlı âlimler, onun en meşhur eseri olan Kanun'u görmek isterler. İbnu Sina, "Kitap yanımda yok, ama isterseniz ezbere yazdırabilirim!" dedikten sonra kâtiplere eserin tamamını yazdırır. Daha sonra Horasan'dan getirilen asıl kitapla, bu nüsha karşılaştırılınca bir kelimenin bile eksik veya fazla olmadığı görülür. Hayret ki ne hayret!
Sayfa 8 - Takdim
Edebiyat
İbn-i Sina
Bir ilim adamı, ilk defa hazırladığı gramer kitabını devrin hükümdarına takdim etmek üzere deniz yolculuğuna çıkar. Şark'ın dehası İbnu Sina da o sırada tesadüfen aynı gemide bulunur. Âlimin elindeki kitap dikkatini çeker ve incelemek için rica eder. Yolculuk bitene kadar eseri bir güzel okur, hatta baştan sona ezberler. Gemi karaya yanaşınca gramer âlimi tek başına saraya gider ve kitabını hükümdara takdim eder. Etrafına şöyle bir bakınca, İbnu Sina'nın da orada olduğunu görür ve çok şaşırır. Padişah, getirilen kitabı tetkik etmesi için İbnu Sina'ya verir. O da eseri şöyle bir karıştırdıktan sonra, bunun yeni bir kitap olmadığını, çok eskiden kaleme alındığını söyler. Hatta bazı sayfaları ezbere okumaya başlar. Tabii ki bizim gramer bilgini bu manzara karşısında hem şaşırır, hem heyecanlanır, hem de üzülür. Neden sonra İbnu Sina işin aslını söyler, gemi yolculuğu devam ederken kitabı baştan sona ezberlediğini belirtir. Hükümdar, gramerciyi de, İbnu Sina'yı da ödüllendirir.
Sayfa 7 - Takdim
Edebiyat
Bilmemenin sırrına vâkıf olmak istiyorum. Kalbimi ağrıtan, gözlerimi keskince acıtan her olayın zamanla normalleşmesine müsaade etmemek. Hayretimin hep aynı kalmasını istiyorum. Rabbim bizi ve bizden yetişecek olan nesilleri Allah korkusundan titremeyen kalpten muhafaza buyursun.