SPOİLER İÇERMEZ.
Çok çok duygusalımm
Kitabın olay örgüsünden çok iç Dünyasını ele alacağım bu seferki incelememde.
Çok kez duygulandım ve çok kez de kahkaha attım. Harry artık büyüdü ve biz onunla birlikte çevresindeki insanları da tanıdık. Harry bağ kurdukça okuyucu da bağ kurdu. Hatta Harry'nin farketmediği durumları farkettik.
Başta Harry'nin baba faktörü olarak gördüğü Sirius. Harry'nin ona olan güveni, yanındayken yuva gibi hissetmesi. Sirius'un ise Harry'i tüm dünyası olarak görmesi. En yakın arkadaşından kalan bi emanetten çok daha ötede. Kan bağı ile olan ailesinin onu dışlaması ile arkadaşlarını ailesi olarak görmüş Sirius için Harry bambaşka bi konumda. Sanki geçmişten, anılarından ufak bi hatıra. Tüm benliği ile koruduğu, sevdiği, ailesi olarak gördüğü ve ölümüyle canının yandığı, gördükçe en yakın arkadaşını hatırladığı, evlattı onun için. Belki daha fazlası. Biz Sirius'u 3. Kitapta tanıdık. Daha doğrusu Harry tanıdı. Ama aralarındaki ilişki 0'dan başlamadı. Başı çok öncesine dayanıyordu bu yüzden birbirlerini gördükleri andan beri birbirlerinine bağlıydılar. Harry için ve okuyucular için büyük bi değer Sirius Black.
Sonrasında ise Lupin ve Tonks'u sıkça gördük. Maddi manevi her an oradalardı. Yoklarken bile verdikleri bi güven vardı. Aynı şekilde Moddy'de öyle.
Weasley ailesine gelirsek. Kendileri en başından beri Harry için oradalardı. Öyle hemen değil, yavaş yavaş kurulan bi iletişim ve güven bağı. Yavaşça sevdik onları. Kitabı bitirmeye yakın farkettim aslında ne kadar çok sevmişiz ailenin üyelerini. İkizler yokken okul eksik kalırmış mesela. Her zaman güldürdüler. Varlıkları içimizi sımsıcak yaptı. Binalarının neden Gryffindor olduklarını kitapta tam anlamıyla gösterdiler bize. Ron öncesinde gösterimişti zaten ama ikizlerinkini bu kitapta daha