Franz Kafka'nın en kolay anlaşılan kitaplarından biri Amerika'dır. Onun kendisine ait hikayeleri yansıtma şekli bu eserde de garipliğini sürdürmektedir. Akıcı bir anlatımla olay örgüleri birbirine bağlansa da sonlara doğru yaşanan olayların sıralanışı karmaşıklaşır. Kitabın asıl konusuna değinirsek ana karakter Karl ve Kafka gibi Prag'da yaşayan biridir. Amerikaya ailesinin bir kararıyla gelir ve dayısıyla tesadüfen karşılaşır. Burada dayısı zengin biri olması yansıtılan Amerika'nın o zamanlar nasıl olduğunu sayfalarda görmek mümkün. Parayla belli bir süre yaşayan Karl kendini de geliştirir ama bir yere kadar birinin desteğiyle gelmiş olur. Dayısı onu başladığı yere geri döndürür. Birden her şeye sahip olan bir gencin bir anda hiçbir şeyi nasıl olmaz... Karl bunun bir örneği. Servet için hiçbir uğraş yapmayan Karl aslında hayatını kendi yönlendirerek kendi yolunu çizebilir. Dayısının da ondan istediği buydu. Kapitalist sistemin vurgulandığı bu kitapta karakterlerin de burjuva ve alt sınıfı yansıttığı ortadadır. Karl iki arkadaşla tanışır ama onlar onun kadar iyi değildir. Hayatta kalmak için her şeyi yapabilecek durumda olan iki genç delikanlıdır. Karl onların gerçek dost olmadığını öğrendiğinde kendine iş bulur asansörcü olarak. Oradan onun kariyerinde ilk adım başlar fakat arkadaş sandığı Robinson onu işinden eder. İş veren ve işçi arasındaki diyaloglardan çıkarılması gereken bir sonuç vardır. İşçi her zaman ne yaparsa yapsın, kişiliği ne olursa olsun iş sahibi onu biçimlenmiş işçi kalıbıyla değerlendirir ve kendini daima ondan üstün görür. Hak etmediği halde Karl suçlanmıştır ama bir alt tabakadan işçi olduğundan kendi hakkını savunamadan ve parasını alamadan belaya sürüklenir. Arkadaş sandıkları insanlar zengin bir kadının himayesi altındadır. Bu kadın aslında