• Güney amerika anakaradan ( mu) çıkıp doğu yönüne ilerleyen koloniciler bakımından bir yol ya da geçit niteliğindeydi.
  • 364 syf.
    ·66 günde·Puan vermedi
    Ah Humbert vah Humbert. Ne diyeyim ki ben şimdi. Aşağılık bir pedofil olarak başlayıp Mecnun’a dönen ve kendini yollara vuran, sonra da iyice kafası gidip cinayet işlemeyi bile göze alan Fransız Humbert’in hazin Amerika macerasını anlatmış bize Nabokov amca. Kimisi kendini anlatmış diyor, kimisi bu nasıl hayal gücü yiğidim diyor. Kitaptan çok kitabın eleştirilerini okudum, her kafadan bir ses çıkıyor ve okuyan herkesin kafası karmakarışık oluyor gözlemlediğim kadarıyla. Benim de karıştı. Ne düşüneceğimi ne hissedeceğimi bilemedim sayfalar ilerledikçe. Kimin zaman tiksinme ve mide bulantısı, öfke, adamın acizliğine acıma, ayıplama, sıkılma, bıkma... Olumlu duygularla okumak mümkün değil bu kitabı. İlk yarısı, Humbert’in Dolly’yi elde etme çabaları ve amacına ulaşmasına kadar olan kısmı öfkeyle bir solukta okumak mümkün, ama sonrasında “ee daha kitabını yarısına geldik, şimdi ne olacak” denilen noktada işler sarpa sarmaya başlıyor. Karıştıkça karışıyor, yazarın ve karakterin kafa karışıklığı sayfalara da yansıyor, kişiler, mekanlar, olaylar birbirine giriyor, sonu gelmeyen yolculuklara çıkıldıkça ve mekanlar değiştikçe buhran daha da artıyor. Sonra öğreniyoruz ki Dolly bu pislik herifin ellerinden kurtulmak için kendini sefil bir hayata atıp kurtuluşu başka bir adamla kaçmakta arıyor, başta kendini kullanan Humbert’e bir oyun oynuyor, adamı resmen yıkıyor. Hak etmedi mi? Kimseye önermeyeceğim ama yazılma amacını düşününce kült olmayı hak ettiğinde hemfikir olduğumuz bir kitap.
  • Unutulmaması gereken önemli bir nokta, o sırada ABD nin bu bölgeyi,petrolü kendi tüketimi için kullanmak amacıyla denetlemek istememesiydi.Kuzey Amerika 1970 lerde yada yetmişlerin sonuna kadar dünyanın başlıca petrol üreticisiydi.ABD fazla Ortadoğu petrolü kullanmıyordu ve aslında bu petrole özellikle bağımlı değildi.ABD onu dünya hakimiyetinin bir aracı olduğu için denetlemek istiyordu;başlıca kaygısı,sanayi alanındaki rakipleri olmuştur.Washington Avrupa'nın,o sırada kullanılan deyimle Üçüncü Güç haline gelmesinden, böylece bağımsız yöne sapmasından endişeleniyordu.
    (Devamı var)
    Noam Chomsky
    Sayfa 101 - İthaki
  • 152 syf.
    ·4 günde·Beğendi·7/10
    Hayvanların Bay jones’u devirerek devrim yaptıkları çiftlik hikâyesi, birçok ülkede sansüre uğramış, İngiltere ve Amerika’ da engellenmeye çalışılmış ve bazı bölümlerde cümle değişikliğine uğratılmış olmasına rağmen yine de içeriğinden, gerçek anlatmak istediğinden uzaklaştırılamamıştır. Bu yönüyle Orwell’ın en iyi yapıtlarından biri olarak kabul edilmiştir.

    Bay Jones Beylik Çiftliği’nin sahibidir. Yine çok sarhoş olduğu bir gece yatmaya gittikten sonra Koca Reis dedikleri domuz bir rüya gördüğünü ve onu anlatmak istediğini söyler. Çağrısı üzerine Bluebell, Jessie, Pincher adlı köpekler, diğer domuzlar, tavuklar, güvercinler, Boxer ve Clover adlı iki araba atı, beyaz keçi Muriel, Benjamin adlı eşek ve diğer tüm hayvanlar toplanır. Koca Reis konuşmasında, yaşadıkları hayatın yoksulluk, açlık, sabahtan akşama koşturmaca içinde geçtiğini söyler. Sefillik ve kölelikten ibaret olan hayatlarına dikkat çeker. İngiltere’de hiçbir hayvanın özgür olmadığını ve insanların üretmeden tüketen tek yaratık olduğunu anlatır. Asıl meseleye gelir: “Bu sefilliğe neden boyun eğelim?” Ve tek sorunlarının insan olduğu kararına varmalarını sağlar. Tek gerçek düşmanları vardır: İnsan!

    Koca Reis sonunda gördüğü düşü açıklar. İnsanın ortadan kalktıktan sonra yeryüzünün nasıl bir yer olacağını görmüştür. Bir de İngiltere’nin Hayvanları adlı bir şarkının ezgisini duymuştur. Şarkı hayvanların içine müthiş bir coşku salar ve hep birlikte söylerken tüm çiftlik inler. Ne yazık ki gürültüye Bay Jones uyanır tüfeğini kaptığı gibi karanlığa saçmalar yağdırır ve çok geçmeden tüm çiftlik uykuya dalar.

    Birkaç gün sonra Koca Reis uykusunda ölür ve yaptığı konuşma diğer hayvanlarda yeni bir çığır açmıştır. Hayvanların en zekileri olarak bilinen domuzların ve onlardan da en yeteneklileri olan Snowball ve Napoleon’a eğitme ve örgütlenme işi verilmiştir. Yoğun toplantılar sonucu ayaklanmaya karar vermişler ve bir gün Bay Jones’un hepsini aç bırakması ve birkaç işçinin hayvanları kırbaçlaması sonucunda isyana geçerler. Ayaklanma başarıyla sonuçlanmış, Jones çiftlikten kovulmuştur. Artık Çiftliğin adı Hayvan Çiftliği olmuştur.

    Domuzlar üç aylık çalışmalar sonucunda hayvancılığın temel ilkelerini belirlemiş ve yedi emir altında toplamışlardır. Tüm hayvanlar bu kuralları kabul eder.

    Zaman zaman analarından emdikleri süt burunlarından gelir. Aletler hayvanlara göre uygun değildir o yüzden büyük zorluk çekerler. Sadece zeki domuzlar her işin üstesinden gelmesini başarmışlardır. Çünkü doğrudan çalışmıyor öbürlerini yönetmek ve denetlemekle meşguldürler. Ekinlerin biçilip toplanmasında tüm hayvanlar çalışıyorlardı. Sadece kısrak Mollie sabahları erken kalkamıyor, yaşlı eşek Benjaminde uyuşuk ve dik kafalılığını sürdürüyor ve kedi bir iş çıktığında genelde ortadan kayboluyordu. Snowball’un yaptığı resmi bayrakları her Pazar göndere çekiliyor böylece tüm hayvanlar toplantı denilen genel kurula katılıyorlardı. Bir sonraki haftanın işleri konuşulurken kararlar tartışılıyordu. Toplantıların en ateşli konuşmacaları Snowball ve Napoleon’du. Ötekilere gerekli açıklamaları yapmak için Squealer adlı domuz görevlendirilmişti.

    Olup bitenleri yaz sonunda bütün ülke duymuştu. Diğer komşu çiftliklerin hayvanlarına ulaşılıp ayaklanmanın öyküsü anlatılıyor ve İngiltere’nin Hayvanları şarkısı öğretiliyordu. Öteki çiftçiler ise Jones’un uğradığı talihsizlikten nasıl yararlanacaklarını düşünüyorlardı. Komşu çiftliklerden olan Foxwood’un sahibi Bay Pilkington ile Pinchfield Çiftliği’nin sahibi Bay Frederick de birbirleri ile hiç geçinemiyorlardı. Napoleon ilerleyen zamanda her ikisinden de faydalanmayı başarmıştı. Bir gün Jones, adamları ve bu çiftlik sahipleri Jones’un çiftliğini geri almak için baskın yaptılar ve aralarında müthiş kanlı bir savaş çıktı. Sonucunda zafer hayvanlarındı.

    Zamanla Snowball ve Napoleon arasında anlaşmazlıklar çıksa da yönetim hep zeki olan domuzlardaydı. Snowball’in fikriyle yel değirmeni yapmaya karar verildi böylece işleri kolaylaşacak sadece üç gün çalışacaklardı. Napoleon buna karşı çıkmıştı ve köpeklerini saldırtarak Snowball’un kaçmasına sebep oldu. Yaptığı bu taktikle başa sadece o geçti ve yel değirmeni çalışmasını başlattı.

    Koca bir yıl köle gibi çalışmışlardı ama her şey gelecekleri içindi. Napoleon zamanla çiftlikte kuralları değiştiriyordu ve her konuşmasıyla çiftlik hayvanlarını ikna edip kendine bağlıyor ve hayran bırakıyordu. Ne var ki domuzlar yavaş yavaş Jones’un evine yerleşip diğer hayvanlara göre daha lüx yaşama geçmişlerdi. Diğerleri kendi aralarında itiraz edecek olsa da domuzların mutlaka bir açıklaması vardı. Öyle ki artık diğer hayvanlar, Napoleon’ un çiftlik evinin bahçesinde piposuyla dolaşmasına, Bay ve Bayan Jones’un kıyafetlerini giyinip hem şaşaalı hem eğlenceli bir hayat yaşamalarına şaşırmıyorlardı.

    Bir akşam çiftliğe gelen çiftçiler her şeye özellikle yel değirmenine hayran kalmışlardı. Akşamleyin kahkahalar şarkılar yükselirken diğer hayvanlar evin bahçesinden gizlice izlemeye başladılar. İlk kez hayvanlar ve insanlar eşit koşullara gelmişti. Bay Pilkington masada esprisini patlattı: “Sizler aşağı kesimlerden hayvanlarınızla uğraşmak zorundaysanız bizlerde bizim aşağı sınıflardan insanlarımızla uğraşmak zorundayız.” Espri masayı kahkahaya boğmuştu ve bardaklar Hayvan Çiftliği’nin şerefine kalktı. Napoleon’un yönetmekten onur duyduğu bu çiftlik bir kooperatif girişimiydi.Bugüne kadar çiftlikteki hayvanlar arasında birbirlerine “yoldaş” demek salakça bir alışkanlıktı. Bu alışkanlığa son verilecekti. Bayrakları artık tek renk olacaktı ve çiftlik yeniden Beylik Çiftlik adıyla bilinecekti. Gecenin sonunda evde büyük bir patırtı kopmuştu. Oynadıkları kağıt oyununda Napoleon ve Bay Pilkington’ın aynı elinde maça ası çıkmıştı. Diğer hayvanlar için artık tek bir görüş vardı: Domuzların yüzlerine bir de insanların yüzlerine baktılar ama onları birbirinden ayırt edemediler…
  • 190 syf.
    ·Puan vermedi
    “Tom amcalaşmak” tabiri yaratabilmiş bir kitap
    Bunda çizdiği portrenin yanında alanında ilklerden olması da etkin tabi
    Malcolm X in bir konuşmasında spikerin’ Martin luther king e tom amca mı diyorsunuz?’ Sorusuna “ Son çıkan yasalara göre birine Tom amca demek suçtur ben o yüzden böyle bir şey söylemiyorum. Ama Martin Amca diyorum” demesi üzerine daha da dikkatimi çeken bu Tom amca kim ola ki sorum yanıtını aldı
    Dil ve olay öyküsü olarak basitçe ifade eden bir kitap olmasına rağmen o dönemde toplumda olan karakterleri yansıtmış
    Bilmeyenlere, Tom Amca elinde İncili ona iyi davranan beyaz sahibine tam itaatkar bir zenci köle. Başına gelen her sıkıntıda inciline sarılıp öbür dünyadaki melekleri hayal eden öyle ki zalim bir efendiye satılıp zulüm gördükten sonra dahi kaçmayı düşünmeyen ona zulmeden efendisine sizin yolunuzda ölürüm diye de bağlılık gösteren bir karakter.
    Kitapta kaçıp özgürlüğü arayan zenci karakterler de örnek veriliyor
    İyi beyazlar var kötü beyazlar var ama Zenci beyazı eşit ve birey olarak hayal edebilen tek kişi küçük bir kız.
    Bunun kulağa ne kadar saçma geleceğinin de farkında, hayalimi size söylesem anlayabilir misiniz Tom amcaya okuma yazma öğretmek istiyorum diye de belki ancak 100 yıl sonra gerçekleşebilen bir şeyi istiyor.
    Beyaz adamı anlamak ve Amerikanın karakterini anlamak için doğru kitap.
  • Ari Fleischer(bush donemi beyaz saray sözcüsü) cikip "sözlerinize dikkat edin " dediğinde
    kaşımızı bile kaldıramıyoruz
    Oysa bir zamanlar okulda bize Amerika Özgür insanlar ülkesidir dememişler miydi?
  • Harvardda adına dersler açılan Alexander Inglis Ortaöğretimin Esaslari kitabinda,
    Amerika Kıtasında zorunlu eğitimin başlıca amacının Prusya da zorunlu eğitim 1820 li yıllarda sahip oldugu amacla aynı olduğunu söyler