Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı..
Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı. yalnız orada kürk mantolu bir kadın portresin önünde..
Mıhlanmış gibi durduğumu hatırlıyorum ..
resimleri seyredip geçenler vücutlarıyla beni sağa sola itiyorlar fakat ben olduğum yerden ayrilamiyordum günlük bu soluk yüz bu siyah kaşlar ve onların altındaki siyah gözler bana asla yabancı olamazdı ben bu kadını yedi yaşımdan beri okuduğum kitaplardan beş yaşından beri kurduğum hayal
dünyalarından tanıyordum..
"Yalnızlık, kimsenin yokluğu değil; ruhun kendi kalabalığından yorulup kapıyı içeriden kilitlemesidir."
Bu hissin iki keskin yüzü vardır: Biri mahrumiyet, diğeri ise özgürlüktür. İhtiyacınız olan şey hangisi; sessizliğe sığınmak mı, yoksa sesinizi duyacak birini bulmak mı?..
Taha sûresi’nin son ayetlerinde öyle güzel ve öyle nahif bir uyarı var ki ; “Kendilerine sınamak için dünyâ hayatının süsünü bol verdiğimiz kimselere sakın göz dikme. Allâh’ın ahiretteki rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.”
Kur'an'ı Kerim
Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz):
"Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et."
Bakara 286