- Söyleyin bakalım ne yapacağımızı? Ha?
Kitabın bir kaç yerinde, tekrarlanan bu sözle Alex, yaşadığı olayları, bulunduğu durumu ve sonrasında ne yapabileceğini okuyucuya soruyor. Çünkü kitabın bitimine kadar iki kişi hep varoluyor, biri Alex diğeri de siz.
Düşünün; Alex, sosyal düzenin bozuk olduğu bir kentte Pete, Georgia ve Aptalof ismindeki çete arkadaşlarıyla bir çok suç işler. Ailesi ve öğretmeni durumu farkedip onu uyarır, fakat Alex onları pek umurasamaz. Çete bir gün yardıma ihtiyacı olduklarını söyleyerek yaşlı bir kadının evine girer. Alex, yaşlı bir kadınla boğuşur ve çete kaçar, sonrasında polis gelir ve Alex'i tuttuklar. En etkileyici bölüm ise bundan sonra başlar.
Devlet, suçluları topluma kazandırılması için geliştirilen "Ludovico" isminde bir uygulamayı Alex'e uygular. Bu uygulamayla Alex iyilik dışında bir şey yapamayan bir insan haline getirilir. Bu yüzden makinadan farkı olmayan, otomatik bir portakal tanımını alır.
Peki bundan sonra ne yapılabilir? Tekrardan düşünelim; sizce doğru ve yanlış ayırımı için belirli bir yaş var mıdır? Alex, henüz 15 yaşında olmasına rağmen bıçaklı süt denilen alkolü tüketip bir çok suç işliyor. Arkadaşlarının etkisi ve içinde bulunan suç işleme isteği, tercihlerinin önüne geçiyor. Bir sonraki soru şöyle olmalı, arkadaşları olmadan Alex'in suç işleme isteği var mıdır? Aklıma hapishaneden sonra doktorun bir takım kağıtları gösterdiği bölüm geliyor. Alex çevrenin etkisi olmadan kağıttaki hayvanları parçalamak istediğini ve mutlu olduğunu söylüyor. Bu durumda her bireyin içinde iyilikle beraber kötülüğün de olduğunu yine görüyoruz.
Peki Alex'e kötülüğü tetikleyen şey nedir? Bu noktada bilinçaltı durumu söyleyebilirim. Küçük yaşta olması, doğru ve yanlışı ayırt etmeden yaşaması, sonrasında cinsel istekle oluşan