ssuhedacaa

Bir harem ağasının anıları
Puan vermedi·168 syf.··
2022 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2022 23:39
Yine bir livaneli romanı; Esasında Livanelinin seranadı dışında diğer eserlerini pek sevemedim ve hatta okudukça luzumsuz da buldum diyebilirm, aynı şekilde başlarda bu kitap içinde böyle düşünmüştüm. Ama şöyle de bir durum var ki, genel itibariyle romanları beni gerçeği araştırıp öğrenmeye teşvik ediyor.Nitekim bu kitapta da böyle oldu. Engereğin gözünü okumaya başlarken içeriği-konusu hakkında hiç bir bilgim yoktu. Ayrıca romandaki karakterlerinde isminin verilmemiş olması sebebiyle ilk başlarda hangi dönem ve padişahtan bahsedildiğini tam kavrayamayıp, bu bilinmezlik beni farklı kaynaklardan okumaya yöneltti. Kitabın temel konusu iktidar, iktidar hırsı saray entrikaları,harem,cinayet,kardeş katli, kölelik, ve bu sistemde değişen insanın duygu ve düşünceleri..Bu eserde Osmanlı tarihinin en gizemli saltanat deevirlerindn birine padişahlık yapan ve kitapta ismi verilmeyen, deli namıyla ünlenen Deli İbrahimin topkapıda yaşadıklarını, iktidar ateşinin evvala kendini sonra çevresindekileri nasıl yaktığını okuyacağız.Ve tüm bunlara Habeşistandan istanbula getirilerek hadım edilmiş siyahi köle olan ve sonradam harem ağası olmuş süleymanın gözünden tanık olacağız. Şimdi kitabın içeriğinden biraz daha detaylar verelim. İbrahimin gözleri önünde, abisi IV. Muratın diğer kardeşlerini katletmesi, onun ömrü boyunca psikolojik sorunlarla, ölüm korkusuyla ve bir gün kendisinin bu şekilde öldürüleceği düşünceleriyle boğuşmasına sebeb olmuştur.İktidara bir engel teşkil etmemesi için gençliğinin çoğunu kafeste kapalı bir şekilde geçirmiş abisi öldükten sonra ise tahta geçmiştir. Ancak içinde bulunduğu ruhi yıpranma onu başlarda abisinin ölümüne inandırmamış ve hatta bunu kendisini öldürmek için kurulan bir oyun olarak algılamış,taki ki abisinin cesedini görene
Edebiyat
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·120 syf.··
2021 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2021 02:02
Genelde romantik bir dille yazılan eserleri pek sevmem. Ama kalitelisi de bir başka oluyormuş elbet :) Pala'nın bu konudaki farkı eserlerinde salt romantizmi kullanmayıp bunu bilgi ve kültürle harmanlamasından kaynaklı diye düşünüyorum.Hem ruhunuza hem de aklınıza hitap ediyor. Şiirin, edebiyatın ve öğrenmenin zevkini bir arada tattırıyor okuyucuya. Ancak  bu kitap için  bir istisna olarak şunu bilmenizi istiyorum, Mevlanayı tanımak, şems - mevlana bağını detaylı bir şekilde  öğrenmek isteyenler için kesinlikle tek başına yeterli  bir kaynak olamaz.Çünkü yazar  15 sf gibi kısacık bir bilgilendirmenin ardından eserin geri kalan kısmını  Mevlanadan alıntılar yaparak, rubailerle gazellerle tamamlamış. İçerik kısmdan biraz daha detaylı bahsedecek olursam,  Mevlana eserine evliya şehrinin tanıtımı ile başlayan Pala, ikoniondan Konya'ya, celaleddinden Mevlana'ya doğru yol alan dönüşüme dair  bilgilendirmeler yapıyor.Sultanu'l - Ulema (alimlerin sultanı) diye anılan Bahaeddin Veled'in, oğlu Celaleddindeki cevheri farkedip, ilim tahsisi için Anadolu'ya doğru yollara düşmesinden, Mevlana'nın gönül dostu şems ile karşılaşmasından ve aralarındaki muhabbettenden kısa bilgiler veriyor.Ve mesneviden sembolik ifadelerle zenginleştirilen anlatımları bize sunuyor. Biliriz ki bu sembolik anlatımlar tasavvufta oldukça yaygındır. Bilgiyi aktarma aracı olarak kullanılan sembolizm bize geniş hayal gücü ve ifade imkanı sunar. Bu bakımdan somut olarak sembolleştirilmiş ifadelerin altında soyut düşünceler,duygular yatar.Tıpkı şems aşkı gibi. "Şems bir bahane,bir vasıta,bir sembol,belki bir addı,İçinde yanan ilahi aşktı." Daimi arayışlar, özlemler ve hatta kavuşmalar dahi hep bu yoldaydı. Kainatta her şey aşk ile vücüt bulmaktaydı ve  önemli olan bu ilahi aşkın kainattaki tezahürünü
Mevlanaİskender Pala · Kapı Yayınları · 20241,195 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2021 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2021 15:06
Yıllarca hiç tanımadığım halde uzak durduğum bir yazar oldu peyami safa,(uzak durduğum ne çok yazarlar biriktirmişim meğer :) ) belki isminin, yahut belki de dokuzuncu hariciye kitabındaki kapak resminin çoçukken bende uyandırdığı soğukluk hissinden kaynaklı bilemiyorum. Bir can sıkıntısı esnasında rastgele bu kitabı elime alıp okumaya başlayarak sıyrıldım bu önyargılardan.Kitabı okuduktan sonrada yazar hakkında biraz araştırma yaptım - tanıyanlar zaten bunları biliyordur - ben,benm gibi tanımayanlar için araştırmalardan buraya kısa eklemeler yapmak istiyorum. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu yazarın Nazım Hikmet ile dostluğun neticesinde ortaya çıkmış bir eserdir, yazar o zamnlar dostum diye andığı Nazım Hiktmet'e ithaf ederek 1930 tarihinde yayınlamıştır eserini.Gelelim bu dostluğun nasıl başladığına; 1920'li yıllar Nazım Hikmet Ankarada tutukludur, Peyami Safa ise Cumhuriyet gazetesinin edebiyat sayfasını yönetmektedir. Bir gün gazetede Nazım Hikmetin bir şiirini yayınlar ve mahkum bir adamın kaleminden çıkmış şiiri yayınladığı için gazete yönetiminin öfkesini üzerine toplayarak çalıştığı yerden bir müddet sonra ayrılmak zorunda kalır. N. Hikmet serbest kaldığında kendisi yüzünden başına dertler açılan peyami safayı arar ve böylece bir müddet sürecek olan dostluğun ilk adımı atılmış olur. Bir gün ortak arkadaşlarının evinde bir araya gelen Peyami Safa,Nazım Hikmet'e kolunun nasıl sakat kaldığını "kemik veremi" adı verilen hastalığını, bu hastalıkla süren 7 yıllık mücadelesini anlatır.Bundan etkilenen nazım Hikmet bu dramı romanlaştırması gerektiği konusunda teşvikte bulunur ve hatta daha fazlasını yaparak yazması için zorlar. Ve böylece ortaya otobiyografik roman olan "Dokuzuncu hariciye koğuşu" çıkar. Eserin içeriği de genel olarak bu hastalık
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Alkım Kitabevi Yayınları · 2012120,9bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2021 19. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2021 22:17
Uzun zamandır merak edip okumak istediğim bir yazar olan Tarık Tufan ile nihayet ilk tanışmayı "Hayal meyal" adlı eseriyle gerçekleştirdim.Merakımı celbetmesinde   eserlerinin isimleri ve kapak resimlerinin    çekiciliğinin etkisi olduğunu  söyleyebilirm. "Hayal meyal"  genç bir adamın yıllar sonra, eski yaşadığı  mahallesine dönüşünün ve anılarıyla yüzleşmesinin  hikayesini anlatıyor.Kitapta ismi verilmeyen bu genç adamın geçmişini anlattığı   satırlarda  şimdilerde pek çoğumuzun yokluğundan yakındığı samimi mahalle kültürüyle ve  çocukluk hayalimle karşılaşmak, tebessüm ettirip:) hoş bir his bıraktı bende. Esasen roman  ve öykü gibi bu tür eserleri  beğenmemde  olay örgüsünün ne kadar afiili oluşu yahut  ne kadar maceralı  olmasından ziyade ,okura yaşanılanların ne kadar hissettirilebildiği, nasıl aktarıldığı, daha belirleyici oluyor benim için. Bazen basit  hatta çok basit diyebileceğimiz bir olay örgüsü yazarların güçlü kalemi ile karşımıza etkileyici bir hikaye olarak çıkabiliyor. Eserin de daha çok bu özelliğini sevdim.Ayrıca kitabın sonuna geldiğinizde yazar tüm hikayeyi değiştirecek vurucu darbeyi yaparak okuru şaşırtmaktan da geri kalmıyor. Yoğun ve ağır  okumalarınız  arasına  dinlendirici  olarak ekleyebileceğiniz hafif bir eser arıyorsanız  okuyabilirsiniz. Keyifli okumalarınız daim olsun. Kitapla kalın..
Hayal MeyalTarık Tufan · Profil Yayınevi · 20187,2bin okunma
Kendisini okumak ve okutmak isteyenlere
Puan vermedi·184 syf.··
2021 17. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2021 00:31
   Kitabı okurken böylesi bir eser hakkında ne yazsamda onun hakkını vererek kıymetini anlatabilsem diye düşündüm lakin ne söylersem söyleyim kelimelerimin güçsüz,  ve yetersiz kalacağını farkettim. Yine de tüm eksikliklerime ve kitabın daha başında olmama rağmen  birkaç kelam etmeden  duramıyor ve kitabın içeriğinden önce şimdilik türü ile ilgili söze başlamakla yetiniyorum.        "İNSAN VAR OLDUĞU GÜNDEN BU YANA SÜREKLİ OLARAK İÇİNDE YAŞADIĞI Dünyayı VE EVREN'İ TANIMAYA VE ANLAMAYA ÇALIŞMIŞ ANCAK BU ÇABASI İÇİNDE EN AZ TANIYABİLDİĞİ VARLIK YİNE KENDİSİ Olmuştur,"diyor yazar.Bu  yüzdendir ki insanı anlamak ve tanımak adına psikoloji alanında yapmış olduğum  okumalar  hep sarsıcı ve hayret verici olmuştur benm için. Tıpkı bu kitap da da olduğu gibi. Çünkü okuma eylemi bu kez tek taraflı olmaktan çıkar ve bir anda kendinizi hem okuyan hem de okunan olarak buluverirsiniz. Sizin okumanızdan ziyade sanki daha çok kitap sizi okuyor gibidir.Size, sizi anlatıyordur aslında. Bir köşeye çekilip, bir başkasından kendinizi    dinlemek, böylece kimi zamn hayret verici kimi zamn eğlenceli yahut sarsıcı bir hal olabilir.         Psikiyatri uzmanı olan Gençtan, bu incecik  eserine klinik araştırmaları, gözlemleri ve bilgi  birikimine dayanarak    insan olmanın ve insan kalabilmenin, bir başka deyişle adete insan ruhunun haritasını çizip sığdırmış.Bu bakımdan kitabın syfa sayısının azlığı sizi içeriği hakkında yanılgıya düşürmesin.Her ne kadar ince ve dili  akıcı bir kitap  olsa da insan ruhunun gelişim sürecinin nasıl olduğunu yahut nasıl gelişemediğini görmek ve bunlarla yüzleşmek pek kolay olmayabiliyor.    O yüzden  okuyacak olanlara, acele etmeden kitabı  sindire sindire okumalarını tavsiye ediyorum, zaten ben bu tavsiyede bulunmasam bile kitap başka türlüsüne müsaade
Psikoloji
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,4bin okunma
Reklam