Demek ki insanlar birbirine ancak belirli bir dereceye kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ölecek olmamız fikri bize pahalıya patlıyor, ölenler için daima bir özür arıyoruz, sanki sıra bize geldiğinde bizi bağışlamalarını önceden ister gibiyiz
Kimsenin geleceği yoktu, hiç bir zaman kimse gelmeyecekti. Bu bilgide korku vardı ama dehşetlerle dolu uzun gecemin ardından bu korku bana önemsiz ve küçük geliyordu. Korkaklığımın en kötü tarafını atmıştım üstümden. Yerine neşeli bir kıvılcım gelmişti. Kafeste beslenen bir kuş gibi olmayacağım, diye düşündüm. Kafesin kapısı açıkken bile uçamayacak kadar aptal olmayacağım.
Her şey tuhaf, çirkin, hatta trajikti, en azından benim için. Başımdan mucizevi denebilecek pek çok şey geçti; yaşadıklarım bir başka bakış açısıyla, özellikle o zaman kapıldığım girdapta en fazla alışılmışın biraz dışında görünse bile, en azından şu zamana dek mucize diye baktım onlara. Ama asıl mucizevi dediğim o olaylar esnasındaki davranışlarımdı. Şu ana dek kendimi anlamış değilim! Bütün bunlar bir rüya gibi geçti... şiddetli ve samimi olan tutkum bile geçti... peki tutkum nereye gitti? Bazen aklıma bir düşünce geliyor: ''Acaba o zamanlar aklımı mı kaçırmıştım, aslında bir akıl hastanesinde miydim? Belki de hala oradayım , belki de bütün bunlar sadece bana olmuş gibi göründü, belki de hala öyle görünüyor...''