Mysteron

Mysteron
@WickedGame
Feed your head sinefil.com/mysteron
Byung-Chul Han'ın, çağın/toplumun gidişatı, tüketim kültürü, sosyal medya kullanımı vb. ile ilgili eleştirilerine ve görüşlerine katılmakla beraber, cümleleriyle her karşılaştığımda aklıma takılan husus: Kendisinin Türkçe'ye çevrilmiş yirmiden fazla kitabı var. Elbette tümünü okumuş değilim, lâkin, okuduğum ve diğer yazdıklarını izlediğim kadarıyla, hemen her kitabında birbirine çok benzeyen, hattâ neredeyse aynı ifadelerle aynı tenkitleri ve tespitleri yineleyip duruyor. Böyle olunca da canhıraş tekrarlarla ele aldığı mevzular "temcit pilavı" hâline gelmiyor mu? Bu durumda kendisi de burada eleştirdiği tuzağa istemeden düşmüş veya bile-isteye ortaklık etmiş olmuyor mu? TDK mealini biraz farklı veriyor gerçi ama; rahmetli anacığımın bir şey anlamını/kıymetini yitirene kadar yeniden yeniden söylendiğinde kullandığı bir deyimi getiriyor aklıma: Benim oğlum bina okur, döner döner bi' daha okur.

Mysteron

@WickedGame
·
Tüketilmeyen hiçbir şey kalmadı.
Anlatılar metalar gibi üretilir ve tüketilir. Tüketiciler bir topluluk, bir biz oluşturmaz. Anlatıların ticarileşmesi, onların siyasal gücünü ellerinden alır. Bu şekilde, bazı mallar "adil ticaret" gibi ahlaki söylemlerle süslendiğinde, ahlak bile tüketilebilir hale gelir. Ahlaki anlatı enformasyona dönüşür ve bir ürünün ayırt edici özelliği olarak satılır ve tüketilir. Anlatıların aracılık ettiği ahlaki tüketim, yalnızca kendi öz-değer duygumuzu artırır. Bu anlatılar aracılığıyla, iyileştirilmesi gereken bir toplulukla değil, yalnızca kendi egolarımızla ilişki kurarız.
Sayfa 77 - Ketebe
Mysteron
Farklı tespitler, farklı sorunlar sunuyor ama temelde sorunların kökeni enformasyon yoğunluğu ve sonucunda tüketim; bu bütün kitaplarına geçmiş evet dediğinizde haklısınız. Ama benim asıl eksik olarak gördüğüm tekrarlarından ziyade sorunlarına, tespitlerine herhangi bir çözüm sun(a)maması.
Reklam
Bir Netflix dizisi, yaşamın tehlikeye atılmasına tekabül eden sanat biçiminden çok uzaktır. Aksine, dizi tüketimini karakterize eden şey tıkınırcasına izlemektir. Seyirciler tüketici sığırlar gibi beslenip şişmanlatılır. Tıkınırcasına izleme, dijital geç modernitenin genel algılama biçiminin paradigmasıdır.
Sayfa 59 - Ketebe
Mysteron
İzlemeye hatta okumaya olan doyumsuzluğumuz da hiç normal değil; bu tüketim hızıyla nereye ve neden koşturuyoruz ki.
- Sokak şarkılarını sever misiniz?... - Ben severim, -dedi. - Hele de soğuk, karanlık ve nemli güz akşamlarında, hani gelip geçen herkesin yüzünün yeşile çalan bir sarılıkta ve hasta gibi göründüğü ıslak güz akşamlarında, laterna eşliğinde söylenen bu sokak şarkılarını çok severim. Ya da dingin, lapa lapa kar yağan rüzgârsız kış akşamlarında, hele bir de karların arasından sokak lambaları ışıldıyorsa, bu şarkılar çok daha doyumsuz olur... Biliyor musunuz?..
Sayfa 191 - Türkiye İş Bankası
Mysteron
youtu.be/1o5qVoj6RCU?si=...