Mysteron

Mysteron
@WickedGame
Feed your head sinefil.com/mysteron
1257 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Sanat gerçekliği birebir taklit etmemelidir, aksi takdirde sanat, duyularımızla algıladığımız bir nesne olan taklidin kötü bir taklidinden başka bir şey olamaz. Sanatın asıl işlevi "keşfettirici" olmasıdır; sanat aracılığıyla, ezeli ve ebedi modeli, İde'yi taklit etmeye çalışan sanat eserinin kalbinde, o ezeli modeli, İde'yi keşfederiz, "buluruz," ki İde'nin duyumsanabilir gerçekliği yalnızca bir imgedir. Dolayısıyla, gerçek portre gerçek ben'i yakalar, "kendi içinde olduğu haliyle, Ebediyet onu değiştirir.
Sayfa 18 - Doğubatı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Öğrencilerinden biri resminin yapılması için kendisinden ricada bulunur, fakat o kesin bir dille reddeder ve bir ressamın karşısına geçip oturmaya razı olmaz. Plotinos kendisini şu sözlerle ifade eder: "Doğanın bize giydirdiği bu imgeyi üzerimizde taşımak yetmez mi? Bu imgeye ait bir imgeyi, doğanın bize verdiğinden daha kalıcı bir imgeyi sanki görülmeye değer bir esermiş gibi ardımızda bırakmamıza gerek var mıdır?" "Sıradan" bir insanın imgesini sürdürmek, bir bireyin temsilini yapmak sanat değildir. Dikkatimizi çekmeye ve ölümsüz bir yaratımda kalıcı kılınmaya değer tek şey, ancak ideal bir formun güzelliği olabilir. Bir insanın heykelini yaptığımızda, bulabildiğimiz tüm güzellikleri onda toplamalıyız. Bir Tanrının heykelini yaptığımızda, Zeus'un heykelini yaratan Phidias gibi yapmalıyız: Phidias'ın karşısında somut bir model yoktu; ama onu [Zeus'u] olması gerektiği gibi hayal etti, sanki kendi gözümüzle görmüşüz gibi.
Sayfa 17 - Doğubatı
Birey öylesine bilinçten yoksundur ki, kendi karar verme yetisini göremez. Bu bir kuraldır. Bunun yerine, kaygıyla sürekli çevresine bakınarak kendisini şaşkınlığından kurtaracak dışsal kurallar ve düzenlemeler arar. Bireyin yetersizliğinin yanı sıra eski genellemelerden vazgeçmeyen ve öznel deneyimlerin gizlerinden hiç söz etmeyen eğitimin de bunda rolü büyüktür. İnsanlar yüreklerinde bunlara uyamayacaklarını bilirler ama yine de onlara sürekli idealist inançlar ve nasıl davranılması gerektiği öğretilmeye çalışılır. Resmî makamlarsa bu üst düzeydeki standartlara kendilerinin de hiçbir zaman uymadıklarını ve uyamayacaklarını bilmelerine karşın bu idealler konusunda vaaz verirler. Ayrıca, kimse de kalkıp bu tür eğitimin değerini sorgulamaz.
Sayfa 335 - Can
Yalnızlık, insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. İnsan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman kendisini yalnız hisseder.
Sayfa 360 - Can
Kendime şaşıyorum, kendimi düş kırıklığına uğrattım, kendimden memnunum. Dertliyim, yitiğim ve coşkuluyum. Bunların tümüyüm. Bunların toplamının ne olduğunu da bilmiyorum. Mutlak bir değeri ya da değersizliği saptama niteliğim yok. Kendimle ve yaşamımla ilgili bir yargım da. Tümüyle emin olduğum hiçbir şey yok. Tümüyle inandığım bir şey de gerçekten yok. Tek bildiğim, doğduğum ve var olduğum. Bana sürüklendim gibi geliyor. Bilmediğim bir şeyin temelinin üzerinde varlığımı sürdürüyorum ama tüm bu belirsizliklere karşın, tüm varoluşun sağlam bir temele dayandığını ve onun bende de sürdüğünü hissedebiliyorum.
Sayfa 362 - Can