Ah ah neresinden başlasam. İlk genel konuşayım en iyisi kitabı anlamak ve anlatmak açısından. Daha sonra şahsi düşüncelerime gelirim.
Nâzım Hikmet Ran. En sevdiğim şair. Devrimin ve aşkın adamı. Pek çoğumuz belki de Nâzım'la devrime ve aşka inandık. Devrimi aşksız düşünemez olduk onunla. Nâzım hayatında pek çok kadına aşık olmuş ve hepsine şiirler yazmış ama kimse bir Piraye olamamış. Piraye iki çocuklu (Suzan ve Mehmet) boşanmaya adım atacak olan bir kadın, Nazım ise dönemin komünist şairi. 1938'de komünizm propagandasıyla suçlanarak hapse atılır ve Nazım ile Piraye'nin 12 yıllık mektuplaşmaları başlar. Kitapta Nazım'ın pirayeye yazdığı bu şahane mektupları okuyoruz. Birbirlerine olan hasretlerini öyle cümlelerle dile getiriyorlar ki tamam diyorsunuz, böyle bir aşk olamaz. Yıllar boyunca Piraye onu sabırla bekliyor, Nazım da ona kavuşma ümidiyle yaşıyor. Hapishanede ona en güzel şiirlerini yazıyor.
Derken... Nâzım Bursa cezaevindeyken yanına Münevver Berk geliyor ve Nazım onu yıllar yılı sabırla bekleyen eşini terk ediyor hem de bir mektupla. O sayfayı okurken şok oldum. Hayır ya dedim bu gerçek olamaz. Teorik olarak bilsem de okumak, Nazım'ın cümlelerine bizzat tanık olmak beni büyük hayal kırıklığına uğrattı.
"Seni seviyorum, sevgilim. Bir mektup yazsam 1000 sayfa olsa, her sayfada 1000 satır ve satırda 1000 defa seni seviyorum desem..."
"Ben seni niçin bu kadar çok seviyorum, Piraye? Nasıl oluyor da bir insan başka bir insanı bu kadar çok sevebiliyor? Keramet sende mi, bende mi?"
"Seni nasıl seviyorum, Piraye. Hayatımın en büyük nimetisin. Sana ne çok, ne anlatılamayacak, sayılamayacak kadar çok şey borçluyum. Bazen, ya Piraye olmasaydı diye düşünüyorum ve tüylerim diken diken oluyor."
Bu cümleleri kuran Nazım aynı zamanda nasıl şu cümleleri kuruyor:
"aramızdaki
Piraye'ye MektuplarNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 20176,1bin okunma
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Elhamdülillahi rabbil âlemin. Essaletu vesselemu alâ rasulilleh.
Besmele, hamdele ve salveleden sonra, incelememize geçiyoruz inşallah.
Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Bu kitap Okuduğum en güzel kitaplardan biridir.
Tabii ki her kitap güzeldir ama bu kitap ayrı bir güzeldir. Bu kitabı tavsiye ediyorum.
KİMLERE TAVSİYE EDİYORUM?
Ben, bu kitabı Ben bir Müslümanım, müslümanca giyinip, müslümanca yaşamayı öğrenmek istiyorum ya da kendimi daha da geliştirmek istiyorum diyen her müslüman kıza tavsiye ediyorum.
KİTAP'TA KADIN'IN DEĞERİ NE SEVİYEDE?
Bu soruya alıntılarla cevap vermek istiyorum.
1) huzura gelen bir adam, Allah Rasulü'ne (s.a.v) "sohbetine en layık olan kimdir? " Diye sorunca, efendimiz üç defa "annen" bir defa "baban" buyurdu.
2) "Allah resulü (s.a.v) Kim bu kız çocuklarıyla bir hususta imtihan edilir, onlara iyi davranırsa, kıyamet günü onlar, iyilik sahibiyle cehennem arasında perde olur. " buyurdu.
3) Allah Rasulü'nü (s.a.v) seven her çocuk cenneti annesinin ayağı altında aradı.
4) o annedir ve cennet onun ayakları altındadır.
5) medeniyeti ninni söyleyen anneler kurar.
6) ustada anne, mimar da annedir.
Bu alıntılarla kitabın kadına ne kadar değer verdiğini görüyoruz. Daha birçok alıntı var bu konuda lakin çok da uzatmak istemiyorum incelemeyi. Size de okuyacak sayfa kalsın :)
KİTAP'TA TESETTÜR NEDEN ÖNEMLİDİR?
Alıntılar ile cevaplıyorum..