Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Önemsiz faaliyetlerle vaktini harcayanlar, geçtikleri yolda bir iz bırakacak hiç bir iş yapmamış olanlar arkalarına baktıklarında tek bir şey hissederler: sonunda başarıya ulaşmış hiçbir çabanın anısıyla dolduramadıkları yıllar bomboş görünür. Geçmiş hayat bilinçli bir hiçe indirgenir ve sanki yaşanan her şeyin beyhude bir rüya olduğu hissini uyandırır. Geçmişin bir rüya olduğu hissine daha da kötüsü şimdinin zamanında bir hayal olduğu duygusu eklenir ancak mutlak tembellik nadirdir ve dedikleri gibi şeytan yapacak işi olmayanlara meşgale bulmak için çabalar.
"Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk da vadetmedim. Sana ancak bütün bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. Sana sunduğum tek gerçeklik savaşım. Ve sağlıklı olmak, gücünün yettiği kadarıyla, bu savaşımı kabul edip etmemekte özgür olmak demektir. Ben yalan şeyler vadetmem hiç. Kusursuz, güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır... Üstelik böyle bir dünya çok cansıkıcı bir yer olur!"
“Kıtaları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar… Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları…
İhtiyar dev, mâzîdeki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini;
«–Ben Avrupalıyım…» demeye başladı; «Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.»
Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara ve kulağına;
«–Hayır delikanlı…» diye fısıldadılar; «Sen bir-az gelişmişsin.»
Ve Hıristiyan Batı’nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir «nişân-ı zîşân» gibi gururla benimsedi aydınlarımız.”