Yasee

Yasee
@Yaaseminn
İçimde çoktan seçmeli bir hayat var. Hangisini yaşasam öteki mutlu.
Sales Reporting Senior Specialist
Lisans
İstanbul
İstanbul, 23 Ağustos 1993
2331 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
10/10
·331 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2020 00:07
*Orta halli spoiler içerebilir, fakat okuma hevesinizi kırmaya çok etki etmeyebilir. Başlayalım o halde; Tam da cehaletten körleştiğimiz şu ara okunması gereken 1998 Nobel Edebiyat Ödüllü Portekizli yazar Jose Saramago'nun yazdığı enfes bir kitap Körlük. Ve Pinhani’nin şarkısında da dediği gibi “İçimde bir şey var bu akşam beyazlar karardı bir anda” ya da kısmen, çünkü kitabımızda karartılar beyazlıyor bir anda. Tam da tıkalı bir trafik ışıklarında ve yeşil yanması sonucu arkadaki yüzlerce arabanın kornoya basması ile paniğe kapılan ve bir anda körleşen adam ile başlıyor hikayemiz. Zamanla sayılar artınca devletin kontrol altında tutabilme adına (!) bir akıl hastanesine yerleştiriyor körleşen insanları ve belli kurallar çerçevesinde yaşanması isteniyor. (Tam anlamıyla dehşete düşürüyor hayat şartları) Akıl hastanesine gelenlerin sayısı yüzleri bulunca ve koğuş sayıları artınca bir gün 3. Koğuşun yönetimi ele alması ile zaten zor olan şartlar daha da eziyetli bir hale geliyor ve kitaptaki şu alıntı insanın ne kadar aşağılık bir varlık olabileceğini de gözler önüne seriyor. "Tam anlamıyla insan gibi yaşayamıyorsak, en azından tam anlamıyla hayvan gibi yaşamamak için elimizden geleni yapalım." Yönetimi ele alan koğuş bundan sonra gelen yemekleri kendilerinin alıp diğer koğuşlara ise para karşılığı vereceğini, ilerleyen zamanlar da paraları bitince de kadınları satmaları gerektiğini söylemesi ile dananın kuyruğu tam da burada kopuyor ki bu kısımlar benim de küçük çaplı sinir krizi geçirmeme sebep olmuştur. Bu bölümler gerçekten de hayvan gibi hatta daha da aşağılık bir yaşam biçimini gözler önüne seriyor maalesef. Kitabı ilginç kılan özelliklerden birisi kitap da hiç isim geçmemesi ve buna rağmen kafanızın karışmaması, diğeri ise nokta ve virgül dışında hiçbir noktalama
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2019 32. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2019 00:29
Ben bilmem hiç kendimi korumak zorunda kalmadım Bilmem ben bi’ çocuğu düşünmek zorunda olmadım Hiç evlendirilmedim Evde dayak görmedim Kendi evimde kendi odama zorla hapsedilmedim Sözlerinizi kusmadım Yurdumdan edilmedim Nefretinizle yanmadım Yakılarak can vermedim Hiç kardeşim olmadı Hiç abimden korkmadım Okuldan alınmadım Ben hiç öldürülmedim #susamam #susmamalıyım Kitabı tanımama sebep olan yazarın tedx konuşmasını linkte paylaşıyorum youtu.be/yK7PsjTRfwY Kitabı ilk aldığım zaman, bittiğinde kapsamlı bir inceleme yazmayı kafama koymuştum. Fakat şuan o kadar dağılmış vaziyetteyim ki ne anlatsam nerden başlasam bilemiyorum. İlk sayfa da Cengiz Aytmatov'un şu sözü tüm hislerimi özetliyor aslında "İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez..." Evet tam da şuan yetmeyeceğini bile bile yine de anlatmak istiyorum. O halde kitabın kapağında da olan ensest kavramı ile başlayalım. Bakalım nedir ensest. "Güncel dilde yaygın olarak aile içi yasak ilişki anlamında kullanılır"   Giriş "Dünya düzenine baktığımızda, hatta insanlığın varoluşuna kadar indiğimizde, yalnızca bugün değil, her dönemde görülen bir vaka olmuştur ensest. Eski Roma'da da vardı, Eski Yunan'da da... Hatta öyle ki bazı eski toplumlarda anne hamileyse ve biri erkek biri kız, ikiz bebek doğurmuşsa öldürülüyorlardı; çünkü anne karnında cinsel ilişkiye girdikleri düşünülüyordu!" Yani ensestin yeni oluşan, yaşanan ve de görülen bir şeyin olmadığını daha ilk sayfada tokat gibi yüzünüze çarpıyor kitap. Yazar uzun süreli bir çalışmayla ensest mağdurları ile, aileleriyle, sosyologlar, adli tıpçılar, psikologlara kadar bir çok insanlarla konuşarak bu kavramın Türkiye tablosunu çıkarmış. Kitabı okurken şahit olduklarım, bazen saatlerce mide bulantısına, bazen ağlamama sebep oldu.
Kardeşini DoğurmakBüşra Sanay · Doğan Kitap · 20188bin okunma
7/10
·138 syf.··
Beğendi
·
2019 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2019 17:14
Seelaaamm beyler ve de beybiler ! *Ağır spoiler içerebilir. İçerse de etki etmeyebilir. Çekirdek alıp çitmelik, bitene kadar sinir krizi geçirmelik bir kitap fatih-harbiye. Genel olarak modern bir hayat ile, eski geleneksel  değerlere bağlı hayat arasında çelişkide kalıp bocalayan, bu süre zarfında da tüm gücü ile  etrafını darlayan ve bezdiren Neriman'ın psikolojik ve kültürel çatışmalarını anlatıyor kitap. Konservatuar okuyan ve yaklaşık 7 yıldır nişanlı olan Neriman ve Şinasi'nin ilişkisi Neriman'ın batı özentiliği yüzünden çıkmaza girer. Neriman'ın bir arkadaş grubunda tanıştığı Macit ile sık görüşmeleri sonucu o hayata olan özlemi ve sevgisi iyice ortaya çıkar. Eskisinden çok daha farklı giyinmeye, davranmaya başlar. Ve tüm bu süre zarfında babası gönlü kırılmasın diye her isteğini yerine getirmeye çalışır. Öyleki yeri gelir, oturduğu semtten, giydiği kıyafetlerden, etrafındaki insanlardan bile rahatsızlık duymaya başlar.  Şinasi ise tüm bu değişimleri fark etmesine rağmen (yalanını bile yakalamasına rağmen) sessiz kalmayı tercih eder. Hatta karşısındakini bu sessizlik ile çıldırtacak duruma getirecek kadar güçlü bir karaktere sahiptir. Öyleki benim bile sinir olup "konuşsana, sorsana hesabını!" diye kendimi yediğim bölümlerde bile o ağırlığını, sakinliğini korudu. Ve tahmin edilen üzere Neriman'da bu sessizlik karşısında çıldırdı zaten (: Kitabın olay örgüsü genel olarak bu şekilde. Diziyi izleyenler çok daha vakıftır zaten, fakat ben izlemediğim için bende hissettirdiklerini bir kaç cümle ile paylaşmak istedim. Bu arada kitap her ne kadar 1930'lu yıllarda yazılıp basılmış olsa da, şimdi daha da başkalaşmış, hatta daha kötü halini yaşayıp görmekteyiz. Etrafınızdaki insanlara biraz dikkatli baktığınız da (özellikle yeni gelen nesile, genç tayfaya) tamamen
Edebiyat
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,1bin okunma
6/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2018 36. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2018 20:56
*Orta halli spoiler Yeni bir incelememsi bişilerden herkese selam. İş Bankası Yayınları ile 74 sayfa olan bu çıtı pıtı kitabın içinde beş tane hikaye var. Kişilerin iç dünyası tanımlamaları ile hayretler içerisinde bırakan Stefan bu kitap da şaşırtmadı. Ama en çok ilk iki hikaye yani *Ay ışığı sokağı ve *Leporella hikayesini sevdim. Diğerleri bir türlü içine alamadı niyeyse. Ay ışığı sokağında, zengin bir adamın durumu iyi olmayan bir kadın ile evliliğinden bahsediyor. Adam karısına çok aşık olmasına rağmen karısı ondan bir şeyler istediğinde gururunu okşamasından zevk aldığı için her seferinde yalvartarak aldırmasından dolayı, bir gün kadının canına tak eder ve bir not ile adamı terk eder. Derin pişmanlık ve üzüntü duyan adam karısını bulmak ve onu geri döndürmek için varını yoğunu ortaya döker. Tabi bu süreç beklediği gibi de kolay olmaz ve beklenmedik şeylerle karşılaşır. İkinci hikaye Leporella ise hizmetçi olan bir kadının yaşadığı evde başına gelenleri anlatır. Bu hikaye için çok fazla spoiler vermek istemiyorum açıkçası. Çünkü bir yerden sonraki olaylar ve yaşananlar hayretler içerisinde bıraktığı için kendiniz okuyup öğrenin istedim. Birisine karşı derinden hissedilen yoğun hastalıklı duygu o insana neler yaptırabilirin cevabı Leporalla. Ve tabiki iç dünyasının müthiş tahlili ve anlatışı ile yine sizi sayfalar arasında sürükleyen Stefan Zweig. Herkese şimdiden iyi okumalar. Sevgi, kahve ve kitap ile kalın ^_^
Edebiyat
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202181,9bin okunma
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2018 48. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2018 21:00
Bir Zweig kitabının daha sonuna gelmiş bulunmaktayım. Yine 60 sayfaya bir çok duygunun, betimlemenin sığdığı bir kitap ve öykü. *Orta miktarda spoiler " 1912 yılının Mart ayında Napoli limanında, büyük bir transatlantiğin yük boşaltma işlemleri sırasında, gazetelerin hakkında oldukça kapsamlı, ama hayali unsurlarla süslenmiş haberler yayımladıkları tuhaf bir kaza meydana geldi, “Oceania”nın yolcusu olmama rağmen benim de tıpkı diğerleri gibi bu garip olaya tanık olmam mümkün değildi, çünkü olay gece kömür yükleme ve yük boşaltma işlemi sırasında cereyan etmişti ve o sırada biz, gürültüden kaçmak için karaya çıkmış, oradaki kafelerde ya da tiyatrolarda vakit geçiriyorduk. Yine de ben şahsen, o zamanlar dile getirmediğim bazı tahminlerimin, yaşanan o [sahnenin gerçek açıklaması içinde barındırdığını düşünüyorum ve aradan geçen bunca yılın ardından, o garip olayın hemen öncesinde gerçekleşen özel bir konuşmayı artık açıklayabilirim diye düşünüyorum. " syf:1 Diye başlayan ve o özel konuşmayı, olayları size bir solukta anlatan bir öykü. Peki nedir Amok ? "Bir Malezyalı, son derece sade, son derece iyiliksever bir insan, içkisini içiyor… orada öylece oturuyor, duygusuz, umursamaz, donuk… tıpkı benim odamda oturduğum gibi… ve birden ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor ve sokağa koşuyor… dosdoğru koşuyor, hep dosdoğru… nereye olduğunu bilmeden. Yolda karşısına ne çıkarsa çıksın, insan, hayvan, hançeriyle vurup yere seriyor ve kan sarhoşluğu onu daha da öfkelendiriyor… sürekli koşar, hiçbir şey görmez, karşısına çıkan her şeyi yere yıkar… ta ki biri onu kuduz bir köpek gibi vurup yere serene ya da kendiliğinden köpükler içinde yere yıkılana kadar…” (s.31) Romanın başkahramanı doktor malesef böyle bir hastalığa yakalanmış, kaçmak da olduğu gemide hiç tanımadığı bir kişi ile
Edebiyat
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,6bin okunma