Ergün ATEŞ

_Mustafa Kemal, bir Türk’tü; Türk olmaktan gurur duyuyor; “Türkiye Türklerindir” parolasıyla yaşıyordu. Ne Tanrı’dan, ne bir kişiden ne de kurumdan çekinmeyen, tam bir devrimciydi. Onun için resmi ya da kutsal olan hiçbir şey yoktu. Türkiye’yi Padişah’ın ehliyetsizliğinden ve despotizminden olduğu kadar, yabancıların pençelerinden kurtarmakla ilgileniyordu. _Eldeki tüm bilgiler, onun az rastlanır mükemmeliyette bir kurmay subay olduğunu ortaya koymaktaydı. _Mustafa Kemal’in korkusuzluğu karşısında uyarılar ve tehditler işe yaramıyordu. Son derece ihtiyatlı olduğu için ona karşı suçlama yapacak bir kanıt da bulunamıyordu. _İstanbul Kurmay Okulu’ndaki som, dökme bir demir gibi sağlam, hevesli öğrenciden, artık çeliğe dönüşerek güçlenen bir devrimci çıkmıştı. Bedeli ne olursa olsun, daima kendi kendisinin efendisi olacaktı. Hiçbir zaman alt düzeyde kalamazdı. Ya idare etmeli ya da her şeyden vazgeçmeliydi. _Padişahın ajanları onun tehlikeli olduğuna ilişkin raporlar verdiler. İttihat terakki cemiyeti de onun cezalandırılmasını istedi. Ona ne türlü muamele edilmesi gerektiğini hiç kimse kestiremiyordu. _Politikacılar onu alıngan ve geçinilmesi güç, patlamaya hazır bir bomba ve kaba bir insan olarak görüyorlardı. Ya sözcükleri sel gibi akıttığı uzun konuşmalarıyla, ya da inatçı ve huysuz sessizlikleriyle devamlı olarak onları sıkıyordu. Prusyalı gibi hızlı konuşması, mavi gözleri ve donuk bakışlarıyla daha çok bir Alman subayına benziyor ve öyle davranıyordu. Günün birinde Enver’e ve von Wanghenheim’ın Almanlarına karşı işe yarayabilirdi. _İttihatçılar tarafından Kafkasya cephesine sürgüne gönderildiğinde kendisine rüşvet teklif edenleri önce falakaya yatırıp sopalatmış ve daha sonra da çoğunu astırmıştır. *** _Mustafa Kemal’in en çok nefret ettikleri: İngiliz destekli
Cumhuriyetin 100. Yılı
Ergün ATEŞ
Kitabı olduğu gibi paylaşmışsınız kitap bitti nerdeyse
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sorgu
- Sen basit öğretilerinle devam ettir hayatını hadi, beni yerden kaldırmayacakmısın artık uzatmalı çavuş + Sen kim olduğunu sanıyorsunda beni aşağılıyorsun harp okuluna gittinde subay oldunda ne oldu heh ne oldu ne oldu ne oldu ülkene ihanet ettin şerefsiz düşmanla, ayrıçılıklarla iş birliği yaptın sen.
Cemre ÖZTÜRK isimli okura yanıt verildi
Ergün ATEŞ
Ne olursa olsun " Vatana ihanetin nededi olmaz er yada geç bedeli olur " Mustafa Kemal Atatürk
1826 yılında Sultan II. Mahmut tarafından Yeniçeri Ocağı 'nın kaldırılarak yerine modern bir ordu kurulması 1840'larda sonuçlarını göstermeye başladı. Böylece, Feroze Yasamee'nin dediğine göre 1768'le 1839 arasında yaşanan belirgin bir düşüşten sonra Osmanlı gücü yeniden canlanmaya başlamış oldu. 1869'da Müslüman erkeklere mecburi askerlik sistemi getirilince ordu güçlenerek 1870'lerde 200.000 , 1897'deyse yaklaşık 470.000 askere ulaşmış oldu. Birinci Dünya Savaşı sırasında, silahlı kuvvetler daha önce azami 650.000 askeri geçemediği halde yaklaşık 2.700.000 erkek seferber edilmişti. Modern silahlar, taktikler ve her ikisinin de eğitimini almış görevliler imparatorluğun askeri gücünü kuvvetlendiriyordu. Sonuç olarak Osmanlı ordusu hala muharebeleri (özellikle savunma muharebelerini) ve hatta savaşları bile kazanabilecek güçteydi.
Sayfa 6 - MOZAİK YAYINLARI
Siyaset
Ergün ATEŞ
Çok değerli bilgiler bunlar ek bilgi olarak ordu kaldırıldığında toparlanmak o kadar kolay olmadı ''1826’da Yeniçerilik kaldırıldıktan sonra Osmanlı Devleti tamamen ordusuz kalmıştı. Çünkü bozulan ve kaldırılan teşkilatın yerine bir yenisinin kurulması ve yerleştirilmesi uzun bir zaman işiydi. 1828’de Osmanlı donanması da Navarin’de mahvedildi. Zaten padişah, isyan eden Rumlar’a karşı Mora’ya ancak, Mısır Valisi ve İstiklal peşinde koşan Mehmet Ali Paşa’dan yardım istemek zorunda kalmıştı. Fakat Mehmet Ali Paşa isyan bayrağını açıp Anadolu’yu da istilaya kalkarak Kütahya’ya kadar gelince, İkinci Sultan Mahmut bu sefer de Ruslardan asker istemek durumuna düştü. 5 Nisa’n 1833te öncü olarak 15.000 kişilik bir Rus ordusu Boğaziçi’nde Beykoz kıyılarına ayak bastı. Bütün bu şartlar içinde ortada bir Osmanlı Devleti kalmışsa, bunun nedeni, Alman Mareşali Helmuth Von Moltke’nin dediği gibi Türkiye’yi bu devletin mirasını paylaşmakta, mirasçıların ittifak edememelerindendi. Yani gene Moltke’nin dediği gibi yabancı devletler inkiraz durumuna getirmiş ve onu gene yabancı devletler kurtarmıştı.''