Yağmur Gaziölmez

Yağmur Gaziölmez
@Yagmur1803
Kuşlara takılıp gidiyor aklım.
Kayseri
17 Kasım
9 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Normal insan, dengesiz insandır. Çünkü insan, ateş üstünde duran su dolu bir kazana benzer. Nasıl içindeki su kaynayınca kazanın kapağı atarsa, makinelerin buhar kazanlarına da artık buğu dışarı fışkırsın diye supap yapmışlardır. Buğunun artığı dışarı fışkırır delikten, kazandaki buğu da gerektiği kadar kaldır, yani dengede durur. Yoksa kazan patlar. İnsan da böyle işte... Kızınca, duygulanınca, üzülünce, acılanınca, insan içinden bir şey boşaltacak ki, patlamasın da dengesi yerine gelsin. Ee nasıl içini fışkırtacak? Nasıl kazanın supabı varsa, insanın da bir tahtası eksik olacak ki, burdan dışarıya su koyversin... Buyüzden işte, dengeli insan bir tahtası eksik insan demektir. O normal denilen tahtası eksik olmayanlar, günün birinde birden patlayıp bombok olur, bir daha da onarılmazlar.
Sayfa 96·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mutluluk Her Zaman Mutlu Eder Mi?
Hayattan zevk alabilmek ve hayatı sevebilmek, güzeldir. Ama herkes için her an mümkün olmaz bu. Gerçi insanların gönül hoşluğu için yapabilecekleri çok şey bulunur. Ama her hoşluğa tekabül eden bir nahoşluk, her iyilik haline tekabül eden bir kötülük hali, her mutlu oluşa tekabül eden bir mutsuzluk vardır. İnsan kendini hoşluk haline ne denli bırakırsa, karşı kutbun potansiyeli o denli büyür. Mutluluğunu sağlığa bağlarsa, bir nezle bile onu mutsuz edebilir. Hep eğlence istiyorsa gönlü, bir saat sıkılmak onu mutsuz etmeye yeter. Hep genç kalmayı istese, yaşlanmak ona daha fazla acı verir. Hayat sırf zevk almak için mi yaşanır? Öyle ise, dişçide duyacağınız acı peşinen hayatınızın bir haftasını gölegleyecektir. Sırf başarı mıdır önemli olan? O zaman tek bir başarısızlık bile hayattan bıktırabilir. Yaşama sanatı, her şeyde mucizevi olanı görmek midir? O zaman gündelik hayata damgasını vuran ve hiçte mucizevi olmayan şeyler değersizleşir, oysa onlarla yaşamak da yaşama sanatının parçasıdır.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Bedenim daha ağırlaşmadan ve irileşmeden, hayatın güzelliğini görmek istiyorum. Bir ırmak kıyısında yaşamak istiyorum. Akarsuların öykülerini işitmek istiyorum. Uyumak, öğle sonrasında dinlenmek, küçük sivrisineklerimle böceklerimi kovalamak için kıyının yaprakları arasında küçük bir köşem olsun istiyorum. Kentlerin gürültüsünden kaçmak istiyorum. Yağmurun tatlı damlalarıyla bedenimi serinletmek, küçük acılarımla romatizmalarımı güneşte ısıtmak istiyorum. Güneşin ışığının suya girdiğini, çakıl taşlarıyla kara kayaları altın sarısına boyadığını görmek istiyorum. Gece, meltemin hışırtısını, yabanıl yaprakları kemiren cırcır böceklerinin seslerini dinlemek istiyorum. Dolunay çıktığında ırmağın ortasındaki gümüş tepsisine oturmak, alçakgönüllü kurbağa şarkılarını söylemek istiyorum. Gökyüzü kapkara kesildiğinde de yaşlı gözlerimi yıldızların parlak gerdanlığına çevirmek istiyorum. Her şey saf ve dingin.
Sayfa 217·Kitabı okudu
+ Hayatımda bir kere benimle yeryüzünün en güzel şarkılarını söyleyen bir kuşum oldu yüreğimde. - Şimdi nerede? + Uçtu. Gitti.
Sayfa 17·Kitabı okudu
18 Ağustos
En masumane bir gezintin bile binlerce zavallı böceğin hayatına mal olur. Binbir zahmetle meydana gelmiş karınca yuvalarını bozmak, küçük bir dünyayı mezara çevirmek için bir adım atman yetişir. Bana dokunan, dünyanın bir takım büyük felaketleri, köyleri silip süpüren baskınla, şehirleri yıkan yer zelzeleleri değil. Tabiatın tümünde saklı duran, etrafındakileri ve kendini yıkacak hiçbir şey meydana getirmeyen kemirici bir kuvvet beni yıkıyor.
Sayfa 52·Kitabı okudu