Bütün çocukları ölmüştü. İşte o hala yaşıyordu. Yaşıyor muydu? Kendi gövdesinin herhangi bir nesneden öte ne değeri olabilirdi artık. Gereksiz yere yaşayan bir şey. Şimdi bilmediği bir evde, yabancı bir odada, kendi yokluğunun, yıkıntısının adı konamaz derinliğinde yatıyordu ve belki onun mezarı da burasıydı. Evet öyleydi, öyle olmalıydı. Odalar bomboş olacaktır yoksa, sofralar bomboş. Nasıl ve ne demeye yaşayacak ki, yaşarsa hep yüksek sesle konuşacak kendi kendisiyle giderilmez sessizlikleri yenebilsin diye.