Ben hayatta kendime bir yol bulamadım, yapamadım da, mevcutlara giremedim de. Tırmanamadım da büsbütün aşağı yuvarlanamadım da. Anlatılan, görünen, gösterilen şeylerin yol oluşu bana inandırıcı gelmedi. İnandırıcı gelmemek bir yana varlığı bana yokluk geldi, yokluğu varlığa kanıttır diye yokluğunu ikrar etmek varlığına tanık tutulurum diye bana hepten perişanlık geldi. Buna sebep yok demedim. Keşfede ede bunu keşfettim.... fark eden bağırmıyor, büsbütün sesi kısılıyor.
" Yaradılıştan bu yana yukarı tırmanan insanlığın acı içinde elde ettiği, binlerce yıllık kazanımları bozuldu. Sadece, büyük insanlık macerasında bir dönüm noktası olan elektriğin ışığı kaldı. Martin ve Peynir Surat, taş devrinden, mağaradan, ağaç sığınağından çıkmış iki vahşiydi. Çamurlu uçurumun içine gittikçe daha çok battılar ve atomlar gibi, göklerdeki yıldız tozu gibi körü körüne ve kimyasal mücadelelerle, sonsuza dek çarpışıp geri çekilerek yaşamın ham başlangıçlarının tortularına geri döndüler
Ve yine de, nedenini bilmese de, bu adamların düşüncelerinde hayatî bir şeyler var gibiydi. Onların tartışmaları zihnini, Bay Morse' un içine kapanık sessiz dogmatizminden çok daha fazla uyarıyordu. İngilizceyi katleden, deliler gibi ellerini kollarını sallayan birbirlerinin fikirleriyle ilkel bir öfkeyle savaşan bu adamlar, nedense Bay Morse ve dostu Bay Butler'dan çok daha canlı görünüyorlardı.