Tütün, memleketimize ancak 17. asır başlarında I. Ahmed zamanında İngiliz gemicileri tarafından getirilmiş ve kısa bir zaman içinde, ayaktakımından kibar ve ricale ve ulemaya varınca her sınıf ve tabaka arasında yayılmıştı. Sigara kâğıdı, 19. asırda kullanılmaya başlandı; tütün, her yerde olduğu gibi bizde de lüle içinde çubukla içilirdi. Zenginler arasında lüle ve çubuk, aynı zamanda bir ziynet eşyası haline getirilmiş, tereddütsüz bir sanat eseri diyebileceğimiz, kıymetli taşlarla müzeyyen murassa lüleler ve çubuklar yaptırılmıştı.
Naîmâ, tütünün Türkiye’ye girişini “Zuhur-ı Duhan” serlevhası altında Hicri 1015 (Miladi 1606) yılı vakaları arasında şöylece kaydeder:
“Helal mi, haram mı?” diye nice çekişmelere sebep olan tütün Frengistan’dan zuhur edip bu 1015 yılında diyar-ı İslam’a girdi ve nice fitne ateşi tutuşturup gittikçe yayıldı ve şöhret buldu ve memleket zurefası onun müptelası oldu.”