Peyvên min di hingora serdemê de bêmefer
Nikarim bêjim ez ji te hez dikim
Te ez kuştim rast e, aşiqê te reht e
Peyvên min weke min şil û şeht in
Li ber sekeratên demê her disojin weke min
Di cîhana wergêrê de bêzar im, bêziman im
Peyvino, werin min hilgirin û bibin
~ÇEVİRİ~
Kelimelerim günbatımı çağında olanaksız
Yapamam diyemem seni seviyorum
Beni öldürdüğün doğrudur, aşkın yorgun
Kelimelerim benim gibi ıslak ve tutuklu
Can çekişen zamanın önünde gittikçe yanıyor benim gibi
Tercümanlı dünyada halsizim, dilsizim
Ey kelime ehlileri, gelin kaldırın ve götürün beni
“İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur. Bana zaten bu ikisi birlikte pek olmuyor gibi geliyor. Gerçekten akıllı bir adama bakıyorsun, hiç de iyi biri olmadığını görüyorsun.”
John Steinbeck’in okuduğum ilk kitabı.
Birçok işte çalışan John Steinbeck emek vermenin, işçi sınıfında olmanın ve bu sınıfta var olabilmenin tüm zorluklarını gözlediği şüphesiz.
Emekçilerin birikim hayalleri, içlerinde ukde kalan tüm insani hayatlar...
Aslında bu insani hayatların onlar da bir lüks ve verilecek bir lütuf gibi görünmesi dikkat çekerken bir de bunun için verdikleri mücadeleleri yazarın perspektifinde görmemizi sağlamış kitap.
Patron-işçi ilişkisinin yanında dönemin ırkçılık boyutuna da değinilmiştir kitapta.
Bir zenciyi muhatap bile almama ve en acısı zencinin bu duruma neredeyse hak verecek düzeyde uymak zorunda kalması düşündürücü.
Kitap hüzünlü bir sonla; aç bir hayalle vuruldu insanlığından...