“İnançları farklı, dilleri farklı, kimlikleri farklı diye insanlar birbirine düşman olmamalı. İnsan bir kimliğe, bir dine, bir dile sahip olarak dünyaya geliyor ve bunlarla büyüyüp yaşıyor. Bunda insanın günahı, suçu ne?”
Yani, insanın eşi kendisine bir şeyler söyleyince kişinin hemen savunucu bir tutum içine girmesi. Böyle bir savunucu tavır, sağlıklı dinlemeyi önlüyor.
Diğer insanların yaptıkları şeyler ancak biz izin verirsek bizim ruhumuzu dediler. Ruhunun zedelenmemesi için savaşçı her durumda uygun duygusal tavrını alır.
Sıradan bir insanla savaşçı arasındaki en temel fark şudur: Savaşçı her şey üstesinden girilmesi gereken bir öğrenme fırsatı olarak görürken, sıradan insan her şeyi, ya şükredililecek ya da küfredilecek bir şey olarak görür.